Susma Hakkına Sahipsin Söyleyeceğin Herşey Mahkemede Aleyhine Delil Olarak Kullanılacaktır

Susma Hakkına Sahipsin Söyleyeceğin Herşey Mahkemede Aleyhine Delil Olarak Kullanılacaktır

Miranda Hakları ABD Yüksek Mahkmesinin ki bu mahkeme ülkemizde Anayasa Mahkemesi ile neredeyse eşdeğerdir, 1966 yılında “Miranda Davası” olarak bilinen “Miranda v. Arizona” davası sonrasında verdiği, sanığın polis sorgusunda veya öncesinde sahip olduğu sessiz kalma ve avukat tutma hakkı ile ilgidir. Söz konusu kararın önemi belirtmek gerekirse çoğu film ve dizilerde polisin kişiyi yakalaması üzerine kullandığı “Sessiz kalma hakkına sahipsiniz. Söyleyeceğiniz her şey mahkemede aleyhi-nize delil olarak kullanılabilecektir. Bir avukatla konuşma hakkına sahipsi-niz. Sorgulanırken avukatın da yanınızda bulunmasını isteyebilirsiniz. Eğer avukat tutacak imkânınız yoksa istediğiniz takdirde her türlü sorgulamadan önce yanınızda bulunması için size bir avukat tayin edilecektir.” bu replik söz konusu mahkeme kararı üzerine çıkmıştır.

Davanın detayına girmeden önce süreci anlatmak gerekirse; Ernesto Miranda adında Meksika’lı bir genç 3 Mart 1963 tarihinde ABD’nin Arizona eyaletinde bir kadını arabasıyla kaçırıp, ellerini kollarını bağladıktan sonra tecavüz etmiştir. Durum polise şikayet edildikten sonra zaten sabıkası olan Miranda polisler tarafından yakalanmış, kendisinden başka 4 Meksika’lı ile birlikte teşhis odasına konulduktan sonra şikayetçi tarafından teşhis edilmiştir. Bunun üzerine sorgulamasına başlanan Miranda 3 saat süren sorgu sonucunda sözlü olarak suçunu itiraf etmiş ve polisler tarafından hazırlanan yazılı ifadeyi imzalamıştır.

Sorgulamadan kendisine yukarıda bahsedilen hakları okunmayan Miranda ifadesini imzalarken şu ifadelere de yer vermiştir: “Bu ifademi isteyerek, serbest irademle, hiçbir tehdit, baskı veya dokunulmazlık vaadi olmaksızın ve bütün yasal haklarımı bilerek, verdiğim her ifadenin bana karşı kullanılabi-leceğini anlayarak yapıyorum.” Miranda’nın ifadesi ile şikayetçinin anlattıkları birbiri ile uyumlu olduğundan ve Miranda’nın itirafı da alınmış olduğundan polisler daha fazla delil bulma luzümu görmemiş ve bu deliller mahkemeye sunulmuştur. Mahkemede savunması için hiç bir delil sunmayan Miranda 50 yıl hapis cezasına mahkum edilmiştir.

Karar sonradan edindiği avukatı tarafından Arizona Yüksek Mahkemesine temyiz edilmiş ve mahkeme tarafından onanmış daha sonra ise ABD Yüksek Mahkemesine temyiz edilmiştir.

Modern hukuk sistemlerinin neredeyse çoğunda var olan, şüpehli veya sanığın sahip olduğu ve anayasal bir hak olarak kabul edilen, “haklarından haberdar edilme hakkı”, “kişinin kendisini suçlamaya zorlanamaması hakkı” ve “avukat edinme hakkı” Yüksek Mahkemenin verdiği bu karar sonrasında şekillenmiş ve çoğu ülkece kabul edilerek iç hukuklarına dahil edilmiştir.

Yüksek mahkeme 109 sayfalık kararında özetle, sağlıklı bir ceza yargılaması yapılabilmesi için şüphelinin veya sanığın belirli haklarından haberdar olması gerektiğini, suçsuzluğunun ispatı veya masumken suçlu kabul edilmemek için avukat yardımı alabilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu şekilde kişinin kandırma, yalan vaatler, geçersiz anlaşmalar ve tehdit ile itirafının alınmasının önüne geçilmesi amaçlanmış ve kişilerin var olduklarından haberdar olmadıkları haklarını kullanmalarının beklenemeyeceği belirtilmiştir. Sonuç olarak ise zanlıya aşağıdaki husuların sağlanması gerektiği belirtilmiştir.

“Sorgulamadan önce kişiye; sessiz kalma hakkına sahip olduğu, her be-yanının aleyhine delil olarak kullanılabileceği ve kendi tutacağı veya kendisi için atanacak bir avukat isteme hakkına sahip bulunduğu söylenecektir. Zan-lı, kendi isteğiyle, bilerek ve aklî kontrolü yerinde olarak, bilinçli şekilde bu haklarından feragat edebilir. Bununla birlikte, soruşturmanın herhangi bir aşamasında, konuşmadan önce bir avukata danışmak istediğini herhangi bir şekilde ifade ederse, soruşturmaya devam edilmez. Aynı şekilde; kişi yalnız ise ve herhangi bir şekilde sorgulanmak istemediğini belirtirse, polis onu sorgu-lamamalıdır.”

Devrim niteliğinde olan bu karar sonucunda Yüksek Mahkeme, Miranda’dan alınan itirafın yukarıda belirtilen şartları taşımaması nedeniyle geçersiz saymıştır ve yerel mahkemenin kararını bozmuştur ve dava Yerel Mahkemede tekrar görülmeye başlanmıştır. Ancak bu sefer iddia makamı Miranda’nın itirafını kanıt olarak kullanamamıştır. Soruşturma sırasında Miranda’nın suçunu itiraf etmesi üzerine dava ile daha fazla ilgilenilmediğinden bu sefer suçun işlendiğine dair yeterli kanıt sunulamamış ve Miranda suçunu itiraf etmiş olmasına rağmen serbest bırakılmıştır. İşte bu dava sonucunda hepimiz aşina olduğu, “Sessiz kalma hakkına sahipsiniz. Söyleyeceğiniz her şey mahkemede aleyhi-nize delil olarak kullanılabilecektir. Bir avukatla konuşma hakkına sahipsi-niz. Sorgulanırken avukatın da yanınızda bulunmasını isteyebilirsiniz. Eğer avukat tutacak imkânınız yoksa istediğiniz takdirde her türlü sorgulamadan önce yanınızda bulunması için size bir avukat tayin edilecektir.” şeklindeki uyarı doğmuştur.

Sürecin en ironik noktasına gelecek olursak. Miranda serbest kaldıktan sonra düzenli ve suçtan uzak bir hayat yaşamaya başlamıştır. Ancak bir gece karıştığı bir bar kavgası sonucunda bıçaklanarak öldürülmüştür. Kendisini öldüren kişi olaydan kısa süre sonra yakalanmıştır ve ne kadar ilginçtirki kendisi yakalayan polisler ona “Miranda Haklarını” okumayı unutmuşturlar. Bu sayede Miranda’yı öldüren kişi Miranda sayesinde sahip olduğu haklar kendisine bildirilmediği için serbest kalmıştır.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsiniz

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırmayın ve ücretsiz e-posta aboneliğinizi hemen başlatın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Haber Dönüşüm ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin