Notalarla Tanrı’ya Dokunmak: Johann Sebastian Bach

featured

Johann Sebastian Bach (1685 – 1750) dünyaca ünlü Alman barok müzik bestecisi ve orgcudur. Eisenacht’ta dünyaya gelen ve kendisi gibi müzisyen ailesinin son çocuğu olan Johann, hayatının belirli bir bölümünde ailesi tarafından müzik eğitimi gördükten sonra Eisenach’ta, sekiz yaşında Latin Okuluna girdiğinde, okul korosunda soprano sesiyle öne çıkar. Dokuz yaşındayken annesini, bir yıl sonra da babasını kaybeden Johann, Ohrdruf’taki St. Michael Kilisesinin orgcusu olan, kendisinden on dört yaş büyük ağabeyi Johann Christoph’un yanına taşınır.

Kentin en prestijli okulu Bildungsstätte im Herzogtum Sachsen-Gotha’ya gönderilir ve Johann Christoph’la org çalışırken kilisenin orgunu da baştan aşağı revize ederler, bu da genç Johann’a org mekanizması hakkında temel bilgiler kazandırır.

St. Michael yatılı okulundan burs kazanan Johann, okula, mettenschüler (sabah öğrencisi) olarak alınır. Kendisine soprano olarak dini törenlerde şarkı söylemesi karşılığında yemek ve yatak verilecektir. Fakat bir süre sonra eşsiz soprano sesini fazla çalışmadan ötürü kaybetmesiyle ve kişisel sebeplerle okulu terk eder ve gezgin olarak hem kişisel hayatına hem de müzik hayatına devam eder.

Aksi ve dediğim dedik kişiliğinden ötürü gittiği çoğu yerde şehrin ileri gelenleriyle problemler yaşamış ve bu sebeple 1 ay hapiste kaldığı bile olmuştur. Bach’ın hayatını değiştiren ve müzik hayatını şekillendiren şehir ise Leipzig olmuştur. Leipzig’te kendisinin kötü şöhretinden ötürü aslında Belediye Meclisi tarafından Saint Thomas Kilisesi kantorluğuna alınmak istenmeyen Bach, son seçenek olarak kantorluğa alınmıştır. Yine aynı şekilde Belediye Meclisi ile çatışmaları olmasına rağmen bugünkü ismini yaşatacak, dünyaca ünlü bestecilere ilham verecek olan tarifsiz eserlerini Leipzig’te bestelemiştir. Üç yüz civarında kantat (yüz tanesi kayıptır), dört adet devasa passion (ikisi kayıp), üç oratoryo. Enstrümantal müziği unutmaz. Eşit Düzenlenmiş Klavye’nin 2. kitabı, Füg Sanatı, Musikalisches Opfer (9) ve Goldberg Varyasyonları bu döneme aittir.

65 yaşında, kör olarak hayata veda eden Bach, kendi ifadesiyle “sıkıntı ve engellerle dolu” bir hayatı geride bırakmıştır. Çabuk öfkelenen, çalıştığı müzisyenlerin seviyesi konusunda taviz vermeyen, devamlı daha fazla gelir elde edebilmek için çırpınan, eserlerinin yorumu konusunda son derece titiz olan Bach, belki de fazlasıyla düşman edinerek ölmüştür fakat, bugün insanlığa bırakmış olduğu eserlerin üzerimizdeki etkisi düşünülünce, bunun tavizsiz ve çalışkan kişiliği sayesinde olduğu apaçık ortadadır.

Marc Minkowski’nin yönettiği Les Musiciens du Louvre grubunun icra ettiği Johannes Passion derlemesi özellikle soprano vurgulamasında önemli bir yere sahiptir. Şahsi olarak benim de favorim olan bu derlemede, Lenneke Ruiten’in mükemmel yorumuyla “Zerfliesse Mein Herze” zamanı durdurur ve onun gölgesinde bazı şeyler gerçek anlamına kavuşur. Hayat, ölüm, keder her ne varsa bizi perişan eden hiçbiri hayat kadar acımasız değildir. Ölüm de acıdır belki ama geriden kalanların başlarını yaslayacağı bir yer varsa eğer.

0
mutlu
Mutlu
1
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsiniz

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırmayın ve ücretsiz e-posta aboneliğinizi hemen başlatın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Haber Dönüşüm ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin