ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları ile İran’ın karşı önlemleri, bölgede ulaşım güvenliğini yeniden gündeme taşıdı. Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlikler ve Orta Doğu’daki uçuş kısıtları, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi hatların taşıdığı stratejik önemi büyütüyor. Bu koridorlar, Çin ve Avrupa arasındaki teslimat süresini önemli ölçüde kısaltırken Türkiye’yi 21 ülkeye doğrudan bağlayan bir lojistik omurga haline getiriyor. Kalkınma Yolu ise Irak, Türkiye, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında Türkiye üzerinden Avrupa’ya kara ve demiryolu bağlantısını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Kuzey Koridoru’nun çatışmalar ve güvenlik endişeleri nedeniyle önceliğini yitirmesiyle birlikte Güney Koridoru’nun da savaş ve kaos nedeniyle sekteye uğradığı bir dönemde, Orta Koridor merkezine aldığı rol sayesinde en güvenli hat olarak öne çıkıyor. Bu hat, hızlı kurulum süreci ve potansiyeli ile ulaşım ve ticarette kilit güzergah olarak görülüyor. İran’ın Güney Koridoru’na vurgu yapması ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimali, bölgedeki akışları daha kırılgan hale getiriyor.
Bölgesel Ekonomide Yeni Dengeler Gazi Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Aksoy, Orta Koridor’un Avrasya’da önemli bir konuma sahip olduğunu belirtiyor. İran’ın bu hat üzerinde temkinli durduğu ve kendi transit konumunu güçlendirmek adına bu hattın gelişimini yakından takip ettiği ifade ediliyor. Ayrıca Orta Koridor’un Kuzey ve Güney koridorlarına kıyasla yaklaşık 2 bin kilometrelik daha kısa bir rota sunması, maliyetleri ve taşıma sürelerini düşürüyor. Bu hat, güvenlik ve siyasi riskler açısından da daha güvenli bir seçenek olarak değerlendiriliyor.
Aksoy, Kalkınma Yolu’nun da Orta Koridor ve Batı-Asya ticaret ağlarıyla entegre olarak bölgesel ekonomik dengeler üzerinde belirleyici bir etki yaratabileceğini vurguluyor. Türkiye’nin konumu bu hatlar üzerinde kilit bir aktör olarak öne çıkarken, altyapı yatırımları ve bölgesel istikrar ile çok taraflı işbirliğinin sürdürülmesi halinde küresel ticaret ağında belirleyici bir merkez haline gelme potansiyeli bulunduğunu söylüyor.
Koridorlar: Stratejik Çeşitlendirme ve Dayanıklılık Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Resul Yalçın ise küresel ticaretin son yıllarda jeopolitik gerilimler, tedarik zinciri kırılmaları ve enerji güvenliği riskleri nedeniyle yeniden şekillendiğini ifade ediyor. Türkiye’nin Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi girişimlerinin yalnızca lojistik olmadığını, aynı zamanda jeoekonomik ve jeopolitik yeniden konumlanmanın araçları haline geldiğini belirtiyor. Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda artan güvenlik kısıtlamaları, küresel ticaretin kritik boğazlara aşırı bağımlılığını ortaya koyuyor ve bu durum sistemik riskler doğuruyor. Bu bağlamda Orta Koridor ve Kalkınma Yolu, ticarette risk dağılımını sağlayan ve küresel ekonomik istikrarı destekleyen önemli stratejik araçlar olarak öne çıkıyor.
Yalçın’a göre Türkiye’nin Orta Koridor’da Avrupa’ya açılan merkezi konumu, transit gelirler, lojistik yatırımlar ve enerji boru hatlarıyla sağlanan ek avantajlar sayesinde ülkenin küresel ticaret ağlarındaki konumunu güçlendiriyor. İran ve bölgedeki son gelişmeler, Kalkınma Yolu’nun alternatif güzergahlar için önemini ve deniz yollarına olan bağımlılığın risklerini gösteriyor. Çoklu ve yedekli ticaret güzergahlarının varlığı, kriz anında ekonomik esneklik ve sistemik dayanıklılığı artırıyor; bu hatlar enerji taşımacılığında sınırlı rol olsa bile tedarik zincirlerinin sürekliliğini güvence altına alıyor. Böylece Orta Koridor ve Kalkınma Yolu, sadece lojistik projeler değil, küresel güç dengeleri içinde ekonomik güvenliğin yeniden tanımlanmasına katkı sunan jeoekonomik enstrümanlar olarak değerlendiriliyor.