İran Karşıtlığı üzerinden yükselen gerilimler, Hürmüz Boğazı’nı geçen gemi trafiğinin kritik seviyeye inmesini tetikledi. İran Devrim Muhafızları Ordusu Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, strajik noktayı kapattıklarını ve geçiş yapmaya çalışan gemilere karşı saldırı yapılacağını duyurdu. Bu gelişme, Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) ve sigorta şirketlerini de etkiledi; bölgedeki deniz güvenliği en üst risk düzeyine taşıdı ve birkaç büyük konteyner firmasının geçişleri askıya almasına yol açtı. Gemi teslimat sürelerinde uzama ve maliyet artışları muhtemel görünüyor.
Windward’un ve AA üretici kuruluşlarının gerçek zamanlı verileri, 2 Mart’tan itibaren Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi sayısının düşüş eğilimini doğruluyor. 3 Mart itibarıyla günlük gemi geçişleri 4’e kadar geriledi; bu, son 7 gün içindeki ortalamaya göre önemli bir azalmayı temsil ediyor. MarineTraffic verilerine göre petrol tankeri trafiği de benzer bir daralma kaydetti. Bu durum, Körfez ve Akdeniz arası deniz taşımacılığında yön değiştirme kararlarını tetikledi.
Alman Hapag-Lloyd, Aralık 2023’ten bu yana Kızıldeniz üzerinden geçişleri durdurduğunu bildirdi ve Ümit Burnu’nun etrafından seyir programını sürdüreceğini kaydetti. CMA CGM ise Körfez’deki gemilerine sığınaklara yönelmelerini, Süveyş Kanalı’nın geçişinin ise sonraki duyuruya kadar askıya alındığını açıkladı; gemiler Ümit Burnu çevresinden yönlendirilerek Afrika kıyılarına doğru gidiyor. Bu durum küresel ticareti etkileyerek teslimat sürelerini uzatıyor ve maliyetleri yukarı çekiyor.
Maersk’in açıklamaları, Orta Doğu’daki gelişmelerin Süveyş Kanalı üzerinden geçecek gemilerin seferlerinde aksamalara yol açacağını gösteriyor. Ümit Burnu’ndaki transitler ise son 7 günlük ortalama üzerinden hareketli bir tablo sergiliyor; bazı günlerde artışlar dikkat çekiyor olsa da, genel eğilim güvenli koridorlar arayışını işaret ediyor. Ümit Burnu’nun, Hürmüz Boğazı’nın birebir alternatifi olmaması ancak çatışma bölgesinde güvenlik amacıyla tercih edilen bir rota haline geldiği görülüyor. Taşıma süreleri 10 ile 20 gün arasında uzayabilir ve maliyetler yükselebilir.
Hürmüz Boğazı’ndaki petrol taşımacılığı küresel arz için kritik öneme sahip olmaya devam ediyor; S&P Global Energy verileri, dünya petrol tedarikinin yaklaşık %20’sinin bu bölgeden geçtiğini ve günlük yaklaşık 15 milyon varil ham petrolün Çin başta olmak üzere çeşitli ülkelere ulaştığını gösteriyor. İran’dan gelen akışlarda da değişimler gözlemleniyor; Suudi Arabistan en büyük tedarikçi olarak öne çıkıyor, ancak Irak ve BAE gibi ülkeler de önemli paya sahip. Ham petrolün yanı sıra Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 5 milyon varil petrol ürünü ihraç ediliyor; BAE ve Suudi Arabistan bu alanda önde gelen sağlayıcılar arasında.
İran’ın kararı nedeniyle depolar hızla doluyor ve üretim tarafında bazı aksamalar gündeme gelebilir; Basra Körfezi’nde üretim durdurma kararları alındı ve Rumeyle sahasında petrol üretimi azalıyor. Irak’ın Basra Limanı’ndan günlük 3,5 milyon varil kapasiteli yüklemelerde de kesintiler söz konusu. JP Morgan analistleri, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamanın 21 gün sürmesi halinde üreticilerin kapanabileceğine dikkat çekiyor.
LNG piyasasında Asya-Avrupa rekabeti artıyor; Katar’a bağlı LNG üretim tesisi, bir İHA saldırısı sonrası üretimi durdurdu. Bu durum, Asya pazarlarında arz dengesizliğine yol açıyor; alternatifler olarak ABD üretimi öne çıkıyor ve uzun vadeli sözleşmelere bağımlı piyasalarda bile rekabeti etkiliyor. Avrupa’nın depo doldurma çabaları ve tüketici talebine bağlı olarak arz güvenliği önemli bir konu olarak kalıyor. Başlangıç rotalarının Avrupa’dan Asya’ya kayması, kısa vadede maliyetleri artırabilir ve teslimat sürelerinde dalgalanmalara neden olabilir.