Kadıköy’ün taşı toprağına yerleşen yeni kuşak müzisyenler, 1912 adını taşıyan grubun etrafında şekillenen dinamikleriyle sahnede kendini gösteriyor. Klavyede Talha Çelik ve gitarlarda Adnan Hakkıoğlu ile kurulan bu oluşum, Arda Evren ve Çağatay Aksoy’un ritmiyle dinamik bir ekosistem kuruyor. Grup, kendi adını taşıyan ilk albümünü dijital platformlardan önce Radyo Modart üzerinde lanse etmişti; kısa süre içinde plak formatına da ulaşması bekleniyor. Albüm, iki bölüm halinde kurgulanmış bir seyir sunuyor: ilk beş parça analog bir dokuyla Erekli Tunç Stüdyosu’nun hüznünü ve dönemin ruhunu yansıtıyor; ikinci beşlik bölüm ise garaj ruhunu, hızlı ve sarsıcı kayıtları barındırıyor.

Surfer noir estetiğini taşıyan psikedelik rock tangoları, trip-hop dokunuşları ve melodik vokal çıkışlarıyla parçalar, dinleyiciyi uzun bir içsel yolculuğa çıkarıyor. Uzun enstrümantal pasajların yarattığı atmosfer, parçaların duygusal yaklaşımıyla birleşerek adeta bir spagetti western’e has bir dokunuyor; Neil Young vari melankoliyi ise gitarların ince dokunuşlarıyla besliyor. Parçaların içindeki coşku ve hüzün, topluluk isminin arkasındaki Kafkaesk kaygı ve belirsizliğin yankısını taşıyor.
Yerellik ve tarihsel bellek parçada kendini gösteriyor; özellikle “Reks Sineması” örneğinde bu iki unsur dikkat çekiyor. Kadıköy’de açılan Tırpan plak dükkânı, bu bağımsız plak şirketinin de adını taşıyarak grubun kimliğini güçlendiriyor ve yerel müzik bellekleriyle kurduğu bağı vurguluyor.

Mesud Paragan ‘Dharma’ (Paragan Records) albümü ise kapaktaki fotoğrafla içsel bir müzik anlatısını kuruyor. Kuşbakışı bir karede kırmızı halının üzerinde piyanosuyla yalnız ve hüzünlü bir figür, yanında tabloya eşlik eden bir kedi ile dinleyiciye iç dünyaların kapısını aralıyor. Besteci ve söz yazarı Mesud Paragan, “Dharma” adını taşıyan bu çalışmada duygusal hesaplaşmaların bir bilançosunu sunuyor; eski aşklar, arayışlar, kayboluşlar ve mutlulukların avuç içinden kayıp gittiği anlar albümün ana temasını oluşturuyor.
Paragan’ın önceki çalışmalarında öne çıkan dramatik yapı, bu kez solo piyano eşliğinde daha da özlü bir forma bürünüyor. Piyanodaki eşlikçi, düzenlemelere de ortak olan Ozan Kaşlı; konuk ses olarak ise “Şimdi Lütfen” parçasında Ersin Gürler Akan’ın sesiyle zenginleşiyor. Her parça ayrı bir hikâyeyi canlandırıyor; ama bir araya geldiklerinde bir romanın bölümlerini andıran bütünlük taşıyorlar. Dharma, Paragan’ın müzikal yolculuğunu daha minimal ve yoğun bir boyuta taşıyarak dinleyiciyi yalnızca müziğe odaklanmaya davet ediyor; sözler ise duygusal olarak daha derin ve sarsıcı bir etki bırakıyor.