BirAyrıcalıklı tarihi miras olan Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi’nin yıkım kararı, üniversite içindeki akademik camia ve sinema tarihine gönül verenler arasında tepkilere yol açtı. Rektörlük tarafından “hurda karşılığı yıkım ihalesi” olarak tanımlanan işlem, ihale sahibine verildikten sonra, yargı süreci tamamlanmadan inşa çalışmalarının başlamasıyla tartışmaları artırdı. Öğrenci ve mezunlar, bu binanın yalnızca bir eğitim mekânı veya arşiv niteliği taşımasının ötesinde, Türkiye’nin sinema tarihinin kalbinde yer aldığını vurgulayarak yıkımın engellenmesini talep ediyorlar.
Mezunlardan birinin ifadesiyle, Prof. Sami Şekeroğlu Sinema TV Merkezi’nin taşıdığı değerler, sinema tarihimizdeki önemi ve ülkemizde kurulan ilk arşiv binası olması nedeniyle güçlendirilmesi ve muhafaza edilmesi gerektiğini savunuyorlar. Ayrıca, bu merkezin sadece arşiv veya eğitim alanı olmadığını, kent belleğine ve sinemamıza damgasını vuran çok sayıda işlevi barındırdığını belirtiyorlar: “tarihin izini yok etmek yerine korumanın görevi” olduğuna dair çağrılar yapılıyor. Bu görüş, öğrencilerin ve mezunların Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi’nde uygulamalı eğitim haklarını sürdürme talebini de güçlendiriyor.
NİTRAT TABANLI DA VAR ifadesiyle aktarım yapılan arşivin mevcut durumu ise tartışmaların başka bir boyutunu açığa çıkarıyor. Arşivin Bomonti’de bulunan fen-edebiyat fakültesi binasının altındaki bodrum katlara taşındığı belirtilse de, bazı filmlerin nitrat tabanlı olduğu ve bu filmlerin hangi kurum ya da kişiler tarafından nasıl korunduğu konularında netlik sağlanmış değildir. Mezunlar, arşivdeki Türk sinemasına ait nitrat tabanlı filmlerin akıbeti konusunda sorular soruyorlar ve “kimin elinde bu filmler?” diye sorarak arşiv yönetiminin şeffaflığını talep ediyorlar.
Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi, Türkiye’de sinema eğitiminin başladığı noktayı simgeleyen bir kurum olmasının ötesinde, alanında uzun yıllardır süren arşiv ve dijital restorasyon çalışmalarıyla Türk sinema tarihinin mirasını korumaya odaklanmış köklü bir merkez olarak nitelendiriliyor. Bu bağlamda merkezin taşıdığı değerler, Metin Erksan, Lütfi Ö. Akad, İlhan Arakon, Memduh Ün gibi ustaların mirasını kapsayan ve kent hafızasına taşıyan bir kültür hazinesi olarak kabul ediliyor.
İlgili taraflar, yasal süreçlerin tam ve adil bir şekilde işletilmesi gerektiğini belirterek, yalnızca bir binanın korunması değil, tarihsel izlerin güvence altına alınması talebinde bulunuyorlar. Sinema ve televizyon bölümü öğrencileri ile mezunları, bu merkezi, sanatsal üretkenliğin ve teknik bilginin iç içe geçtiği bir eğitim alanı olarak görmeye devam etmek istediklerini yineliyorlar ve bu talep doğrultusunda mücadelelerini sürdürüyorlar.