Günlük yaşamımızda konserve kutularından plastik su şişelerine, saklama kaplarından bebek ürünlerine kadar sıkça karşımıza çıkan ambalajlar, görünmez bir tehlikeyi barındırabiliyor: Bisfenol A, kısaca BPA. Endüstride yaygın olarak kullanılan bu kimyasal, gıda ambalajlarıyla temas halinde insan vücuduna geçebilme özelliği taşıyor ve uzun vadede önemli sağlık sorunlarına yol açabilir.
Yaşar Üzümcü, Cumhuriyet’e verdiği demeçte BPA’nın özellikle konserve ve plastik ambalajlarda yoğun olarak kullanıldığını belirterek, “BPA; metal konservelerin iç yüzeylerini kaplayan epoksi reçinelerin ve polikarbonat plastiklerin temel yapı taşlarından biridir. Bu sayede ambalajlara dayanıklılık kazandırılır; ancak bu durum, gıdaya kimyasal geçiş riskini de beraberinde getirir” ifadelerini paylaştı. “Hormon sistemi üzerinde etkili” olarak nitelendirdiği BPA’nın özellikle endokrin bozucu özelliğiyle öne çıktığını vurguladı. BPA’nın hormonları taklit edebildiğini veya etkilerini bozabileceğini söyleyen Üzümcü, üreme sistemi, bağışıklık sistemi ve metabolizma üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabildiğini bilimsel çalışmaların gösterdiğini belirtti. Bebekler ve çocuklar için maruziyetin çok daha kritik olduğuna dikkat çekti ve gelişim sürecinde bu zararın geri döndürülemez olabileceğini ifade etti.
Mevzuat açısından gıda ambalajlarının güvenliğini takip etmek üzere ulusal ve uluslararası düzenlemeler uygulanıyor. EFSA, BPA için tolere edilebilir günlük alım miktarını uzun yıllar boyunca önemli ölçüde düşürdü. Türkiye ve Avrupa Birliği’nde bebek biberonları ile bebek mamalarına yönelik ambalajlarda BPA kullanımı tamamen yasaklandı. Buna rağmen Üzümcü, mevzuatın tek başına yeterli olmadığını belirtiyor; ürün uygunlukları laboratuvar analizleriyle denetleniyor olsa da çeşitlilik nedeniyle denetimlerin
daha sık ve kapsamlı yapılmasının gerektiğini ifade etti.
Son dönemde pek çok ürünün üzerinde “BPA içermez” ibaresinin yer alması, tüketici için güven verici bir işaret olarak görülebilir; ancak bu etiketin mutlak güvenlik sağlamadığı konusunda uyarıda bulundu. BPA yerine Bisfenol S veya Bisfenol F gibi benzer kimyasalların kullanılabileceğini hatırlatan Üzümcü, bunların sağlık etkilerinin de henüz tam olarak netleşmediğini söyledi. Basit yaşam tarzı değişiklikleriyle maruziyetin azaltılabileceğini belirten Üzümcü, mikrodalgada ısıtılmayan plastik ve konserve ambalajlar, çizilmiş ya da ezilmiş ambalajların tercih edilmemesi ve cam ambalajların kullanılması gibi önlemlerle güvenliğin artırılabileceğini belirtti. Yağlı, asitli ve tuzlu gıdaların BPA geçişini artırabildiğini hatırlatan uzman, tüketici bilincinin artmasıyla üreticilerin de daha güvenli alternatifleri benimseyeceğini ifade etti.