ABD Başkanı Trump, bölgede yeniden artan gerilime rağmen İran ile iletişim kanallarını korumak istediğini belirtti. Washington’ın, İran’ın diyaloga açık olduğunu düşündüğünü söylemesiyle başlayan süreçte, önceki ay varılan geçici ateşkesin artık geçerli olmadığını vurguladı. İran ise doğrudan görüşme talebi iddiasını reddederek arabuluculuk için Katar üzerinden temasları sürdüren taraf olarak hareket etti. Ateşkesin sona ermesi sonrası Katar ve Suudi Arabistan’a bağlı ticari gemilere yönelik saldırılar gündemi meşgul ederken ABD, İran’daki hedefleri vurdu; İran ise Körfez’deki ABD üsselerine karşılık verdi. Haftanın son gününde yeni bir saldırı kaydı bulunmadı. Katar heyeti, İranlı yetkililerle temas kurarak gerilimi düşürme ve yeniden müzakere zemini yaratma amacı güttü. İran Sağlık Bakanlığı, ABD’nin saldıklarıyla altı şehirde 17 kişinin hayatını kaybettiğini ve 115 kişinin yaralandığını açıkladı. Trump’tan 1000 füze tehdidi açıklamasında, kendisine yönelik bir suikast durumunda ağır bir yanıtın geleceğini söyledi; ABD ordusunun İran’a karşı 1000 füzeyle haziranda bulunduğunu ileri sürdü ve ilk saldırının ardından daha fazla füzeyi devreye alma sözü verdi. Bir yıl boyunca ordunun hazır beklemesi emrini de verdi. Bu açıklama, Washington’a sızan istihbarat haberlerinin ardından geldi ve İsrail’in de Trump’a yönelik olası bir İran planını Washington ile paylaştığı iddialarını tetikledi. Hürmüz için üç şart masada başlığıyla öne çıkan tartışmada, ABD boğaz geçişlerinde gemilere yönelik saldırıların sona ermesini kamuoyuna açıkça talep ediyor; ayrıca geçiş hatlarının tümü için serbestlik ve ücret alınmaması koşulunu şart koşuyor. İran ise Hürmüz Boğazı’ndaki faaliyetlerin kendi kontrolünde olması gerektiğini savunuyor ve geçiş ücreti konusunu yeniden gündeme taşıdı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Umman’a giderek güvenli geçiş için yapılabilecek düzenlemeleri görüşmesi bekleniyor. Savaş öncesi küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin Hürmüz Boğazı üzerinden akması, bu bölgedeki gerginliğin sadece askeri değil, enerji piyasalarını da doğrudan etkileyebileceğini gösteriyor. Petrol sekiz haftanın en sert yükselişini yaşadı, çatışmaların yeniden alevlenmesiyle birlikte enerji piyasalarında arz endişelerini güçlendirdi. Sigorta maliyetlerindeki artış ve daha fazla saldırı ihtimali, petrol fiyatlarını yukarı yönlü iterken ABD’nin politik baskısını da artırıyor. Kongre seçimleri öncesinde piyasalardaki bu riskler, Katar ve Umman aracılığıyla yürütülen arabuluculuk girişimlerine olan ilgiyi artırıyor; tarafların yeni bir askeri harekâta başlayıp başlamayacağını ise gelecek günlerde belirmek üzere izleyecekler.


