1. Haberler
  2. Ekonomiden
  3. Türkiye’nin Transatlantik Ticareti Destekleyen Tamamlayıcı Lojistik Merkez Potansiyeli

Türkiye’nin Transatlantik Ticareti Destekleyen Tamamlayıcı Lojistik Merkez Potansiyeli

featured

Engin, Münih Güvenlik Konferansı’nda ortaya konulan gelişmelerin, Atlantik’in iki yakası arasındaki ortaklığın geleceğini şekillendirdiğini belirtti. Küresel ticaretin son yıllarda üst üste gelen şoklar karşısında çok yönlü zorluklar yaşadığını ifade eden konuşmacı, 2021’de başlayan Kovid-19 salgını, ardından Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tetiklediği gıda ve enerji krizlerinin lojistik akışlarını zorladığını hatırlattı. Ayrıca Kızıldeniz ile Süveyş kanalındaki güvenlik risklerinin tedarik zincirlerini etkilediğini vurguladı.

Engin’e göre mevcut süreçte maliyet odaklı geleneksel ticaret yapısının yerini daha kırılgan ve kompleks bir sisteme bıraktığına işaret etti. Avrupa Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ticaret hattında teknik girdiler, kritik bileşenler ve hizmet ticaretinin öne çıktığını belirtti. Bunun yaklaşık 10 trilyon dolarlık hacme sahip olduğuna dikkat çekti ve bu hattın aynı zamanda enerji için önemli bir koridor niteliği taşıdığını ifade etti.

Türkiye’nin kritik rolü bu önemli omurganın NATO ile ilişkili olarak tek merkezli değil, daha esnek ve seçenekli bir yapı gerektirdiğini gösteriyor. Türkiye’nin bu yeni dönemde oynayacağı rol, jeopolitik dengelerin değişmesiyle yeniden tanımlanmalı ve katkılar vurgulanmalıdır. Türki̇ye’nin lojistik kapasitesi ve üretim-tedarik zinciri açısından üstlendiği konum da bu tabloya ışık tutuyor.

Engin, Türkiye’nin yaklaşık 15 milyon TEU’luk konteyner trafiğine sahip olduğunu ve 550 milyon tonun üzerinde yük elleçleyebilen bir deniz yolu kapasitesine sahip olduğunu kaydetti. Türkiye’nin Avrupa, güney ve doğu çeperi ile Orta Doğu ve Karadeniz havzalarını birbirine bağlayan stratejik bir konumda bulunduğunu belirtti. Hizmet ihracatı ve hizmet ticaretinde ise güçlü bir altyapının altını çizen Engin, 2026 ve 2030 vizyonları doğrultusunda Türkiye’nin jeopolitik dalgalanmalara rağmen üretim ve ticaret akışını sürdürebilecek bir entegrasyon ülkesi olarak öne çıkabileceğini ifade etti.

Transatlantik ticaretin ana ekseninde yer almayan Türkiye’nin, bu süreçte alternatif bir dış çeperin merkezi bir rolünü üstlenebileceğini vurguladı. Kayıt dışı göçmen trafiğine dair dikkat çekici noktalar da, ABD ile Birleşik Krallık’ın bu alandaki hassasiyetleriyle paralel olarak değerlendirildi. Engin, Türkiye’nin güvenli bir liman olarak işbirliği içinde hareket etmesinin önemini vurgulayarak, transatlantik ticaretin tamamlayıcı bir lojistik merkezi olarak öne çıkması gerektiğini söyledi. Ayrıca Birleşik Krallık ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu bağlamda kritik olduğuna işaret etti ve Türkiye’nin friendship-shoring yaklaşımını benimsemesi gerektiğini belirtti.

Özetle, küresel kırılmaların ardından Türkiye’nin ticaret politikası, güncellenen bir ağ üzerinde konumlanmalı ve vizeden muaf seyahat gibi kolaylıklar ile kara taşımacılığını da kapsayan daha esnek bir yapı hedeflenmelidir. Bu perspektif, Türkiye’nin güvenli liman olarak rolünü güçlendirmek ve transatlantik ticarette tamamlayıcı bir lojistik merkez olarak konumunu pekiştirmek için kritik bir yol haritası sunuyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsiniz

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırmayın ve ücretsiz e-posta aboneliğinizi hemen başlatın.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Dönüşüm ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin