Girişimlerin ve raporların gösterdiği üzere, kariyer başlangıcında kadınların karşılaştığı destek yetersizliği, ilerleyen yıllarda liderlik pozisyonlarına erişimi sınırlıyor. Bu durumu özetleyen terim, “Kırık Basamak” olarak anılıyor ve güncel veriler bu kırılganlığın yalnızca bireysel bir sorun olmadığını, kurumsal yapısal zayıflıkların sonucu olduğunu işaret ediyor. Giriş seviyesinde duyulan desteğin azalması, zaman içinde terfi hızını ve liderlik deneyiminin sürekliliğini etkileyen temel etmenlerden biri olarak öne çıkıyor.
Raporlar, 2025 yılında şirketlerin yalnızca yarısından fazlasının kadınların kariyer gelişimini yüksek öncelik olarak gördüğünü gösteriyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılık söylemleri devam ederken, somut adımların ve kadın odaklı programların eksikliği, uzun vadeli kariyer hedeflerinde fark yaratamıyor. Kadınların terfi etmek isteme oranı yaklaşık olarak yüzde 80 iken, erkeklerde bu oran yüzde 86’ya yaklaşıyor. Ancak bu fark, destek mekanizmalarındaki eşitsizlik nedeniyle ortaya çıkıyor. Mentorluk ve yönetsel destek eşit olduğunda, terfi arzusu arasındaki uçurum kapanıyor; sorun isteklilikte değil, sistematik destek yoksunluğunda yatıyor.
İlk basamaklarda kadınların yalnızca yüzde 31’i üst düzey bir liderden aldığı desteğe sahipken, bu oran erkeklerde yüzde 45 düzeyinde. Bu tablo, kariyerin en başında bile kalıcı bir eşitsizliğin temelini oluşturuyor. Sorun zirvede değil; zorluklar tek bir anın değil, uzun bir süreçte birikerek karşılaşılan engeller olarak karşımıza çıkıyor. İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting’in kurucu ortağı Jilda Bal, bu durumun kadınların iş yaşamında karşılaştığı güçlüklerin yalnızca bireysel değil, kurumsal yapıda da yaygın olduğunu vurguluyor. Bal’a göre, erken yıllarda verilen ya da verilmemiş destek, sonraki yıllarda kimlerin liderlik masasındaki yerini alacağını belirliyor.
Raporlar ayrıca 2026 yılını, kadınların kariyer gelişimini binden çok kurumlar için yeniden inşa etmeyi zorunlu kılacak bir döneme işaret ediyor; çünkü destek eksikliği sürdüğünde yetenek kaybı ve sürdürülebilirlik riski artıyor. Ekonomik alanda da eşitsizlikler sürüyor. Dünya Bankası’nın açıkladığı bulgular, kadınların tam yasal eşitlik sağlayan ekonomilerde bile sınırlı fayda gördüğünü, yasaların uygulanmasının dünya genelinde ortalama olarak sadece yarı oranında gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Bu da büyüme ve refaha katılımın engellendiğini gösteriyor. Yasal haklardan tam olarak yararlanmanın önünde, pratikteki uygulama ile erişim arasındaki farklar bulunuyor.
İstikrar ve çalışma koşulları açısından da ciddi çalışmalar gerekiyor. Kadınların sadece yüzde 4’ü, neredeyse tam yasal eşitlik sağlayan ekonomilerde yaşıyor; şiddetten korunma mekanizmaları ve çocuk bakımı gibi konular da bu yapıların zayıflığı nedeniyle güvenli ve sürdürülebilir bir çalışma ortamını sınırlıyor. Üstelik çoğu ekonomi, kadın girişimcilerin finansmana erişimini eşit hale getirmekte yetersiz kalıyor. Uygun fiyatlı çocuk bakımı, annelerin çalışma kapasitesini doğrudan etkileyen en önemli etkenlerden biri olarak öne çıkıyor ve bu alandaki politikaların etkinliği ülkeden ülkeye değişkenlik gösteriyor. Ancak 190 ekonomi içinde, aileleri destekleyen politikaların uygulanması konusunda ciddi boşluklar bulunuyor; düşük gelirli ülkelerde ise bu tür destekler inanılmaz derecede sınırlı durumda.