BM Türkiye’nin öncülüğünde hayata geçirilen kampanya, her kadının ve kız çocuğunun hayatın her alanında eşit haklara sahip olması gerektiğini vurguluyor. Türkiye Cumhuriyeti ile sivil toplum, özel sektör ve emek örgütleri bu hedefe ulaşmak için koordineli çalışmalar yürütüyor. BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond, hakların eşitliğini güvenli ve onurlu bir yaşam için temel bir şart olarak tanımlıyor ve bu yıl adaletin eşit erişimiyle hakların hayata geçmesi çağrısını pekiştiriyor.
Ücretsiz bakım emeğinin boyutları somut olarak ortaya konuyor: TÜİK verilerine göre kadınlar ev içi ve aile içi bakım için günde yaklaşık 4.5 saat harcarken, erkekler bu süreye sadece 53 dakika ayırıyor. ILO Türkiye Direktörü Yasser Hassan, ücretsiz bakım emeğinin tanınmadan ve paylaşılmadan ekonomik hayata tam katılımı mümkün kılmayacağını belirtiyor. Kırsalda durum daha da çarpıcı; kadınlar tarım iş gücünün yüzde 42’sini oluşturuyor ancak bunların büyük kısmı ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, ekonomik bağımsızlığın mülkiyet hakkı olmadan mümkün olmadığını ve kadın kooperatiflerinin bu dönüşümde anahtar rol oynadığını ifade ediyor. WFP Türkiye Direktörü Stephen Cahill ise afet ve kriz dönemlerinde kadının gıdaya erişiminin tüm aile için kritik olduğuna dikkat çekiyor. Göçmen ve mülteci kadınlar ise kayıtlı istihdam ve güvenceye erişimde ek zorluklarla karşılaşıyor; IOM Türkiye Temsilcisi Gerard Waite, kayıtlı istihdamın sosyal güvence ve hukuki koruma sağladığını vurguluyor; UNHCR Türkiye Temsilcisi Angela Li Rosi ise belgelendirme ve hukuki yardım haklarının korunmasının vazgeçilmez olduğunu ifade ediyor.
Eşit haklar, fırsatlar bölümünde sağlık ve eğitim alanında adaletin hayati olduğuna vurgu yapılıyor. DSÖ Türkiye Temsilcisi Dr. Tasnim Atatrah, kadın haklarının sağlıkta eşitlik, toplumsal adalet ve sürdürülebilir kalkınmanın merkezinde olduğunu belirtiyor ve toplumsal cinsiyete duyarlı, engelleri azaltıcı sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için çalışmaların sürdüğünü ifade ediyor. UNFPA Türkiye Temsilcisi Mariam Khan ise şiddetle mücadele ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişimle kadınları güçlendirdiklerini dile getirirken, tüm kadın ve kız çocuklarının yaşam döngüsü boyunca eşit haklar ve fırsatlar için çalıştıklarını vurguluyor.
Ekonomik hayata katılım konusunda UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi, kız çocuklarının eğitim haklarını güvenli ve destekleyici bir ortamda hayata geçirmenin, toplumların refahını artırmanın temel unsuru olduğuna dikkat çekiyor. UNIDO Türkiye Temsilcisi Süleyman Yılmaz ise kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendirdiğinde sürdürülebilir üretim ve yeşil sanayi hedeflerinin daha hızlı gerçekleşeceğini belirtiyor; bu yaklaşım, kapsayıcı kalkınmanın itici gücü olarak sunuluyor. BM Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi ise adaletin yazılı hakları gerçeğe dönüştürdüğünü ifade ederek hesap verebilirliğin bu süreci mümkün kıldığını vurguluyor.
Reklam dünyasında kalıpları kıran dönüşüm Unstereotype Alliance Türkiye’nin üye buluşmasıyla paylaşılan yeni veriler, kapsayıcı ve eşitlikçi bir yaklaşım benimseyen markaların hem kısa vadeli satışlarında hem de uzun vadeli marka gücü açısından önemli kazanımlar elde ettiğini gösteriyor. Çalışmalar, kalıpları kıran reklamların uzun vadede +49 puanlık, kısa vadede ise +30 puanlık etki sağladığını ortaya koyuyor. Bu ivme, Reklamverenler Derneği’nin öncülüğündeki inisiyatifler ve UN Women destekli kampanyalarla sektörde geniş çapta benimseniyor. Unstereotype Alliance Türkiye’nin lansmanı Mayıs ayında gerçekleştirilecek ve reklam ile medya sektörüne katılım çağrısı yapılacak. Çalışmalar, sektördeki çalışanlara “Değiştirme gücü sende, değişim işin mutfağında başlar, sen yapabilirsin” mesajını veriyor ve toplumsal bakış açılarının değişmesiyle reklamların da dönüşeceğini savunuyor.”