Kayseri pastırması, Avrupa Birliği’nde tescil edilen 46. coğrafi işaretli ürün olarak kayıtlara geçti. Türkiye’nin zengin mutfak mirasının uluslararası alanda güvenceye kavuşmasıyla, Kayseri’nin yüzyıllara yayılan lezzeti artık küresel markalaşma yolunda daha güçlü bir konuma sahip. Yetkili açıklamalarda, bu başarı ile eşsiz tatların dünya pazarlarında hak ettiği değeri bulacağı belirtiliyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yerel değerlerimizin uluslararası arenada yer edinmeye devam ettiğini vurguladı. Usta ellerin ve özel baharatların harmanıyla hazırlanan Kayseri Pastırması’nın AB tesciliyle 46. ürün olarak listeye girdiğini söyledi ve emeği geçen herkesi tebrik etti. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise coğrafi işaretlerimizin markalaşma sürecine hız katacağını ifade ederek, bu başarının ülke ekonomisine katkısını ayrıca vurguladı.
Bulgaristan engeli aşıldı Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri’nin asırlık lezzetinin AB coğrafi işaret korumasına alınmasıyla artık korumalı olduğuna işaret etti. 2024 yılında isim benzerliği nedeniyle Bulgaristan’dan gelen itiraz süreci, uzman ekiplerin iki yıl süren çalışmalarıyla bertaraf edildi ve nihai sonuç üretici topluluğunun lehine sonuçlandı.
46 ürün arasındaki liste listede Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Edremit zeytinyağı gibi pek çok ürün yer alıyor. Özellikle Adana şalgamı ile Kayseri pastırması altını ısıtan bu liste, Türkiye’nin AB’de tescilli coğrafi işaretli ürün portföyünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Süreç nasıl işliyor? AB’den coğrafi işaret tescili için başvurular üretici grupları tarafından yapılır ve onay süreçleri Avrupa Komisyonu’nun ilgili birimleri tarafından yürütülür. Başvurular için resmi bir ücret bulunmadığı gibi, ilan süreci 3 ay süreyle devam eder ve itiraz gelmediğinde tescil ilanı yapılır. İlerleyen süreçte Isparta Gülyağı için de benzer bir müjdeli haber bekleniyor.
İhracata katkı Coğrafi işaret tescili, bir ürünün belirli bir bölgeyle olan bağını resmi olarak tanıtır ve adın korunmasını sağlar. Bu koruma, taklitlere karşı hukuki güvence sunar ve tüketicinin kalite algısını güçlendirir. Böylece söz konusu ürünler, uluslararası pazarda daha fazla bilinirlik kazanır ve genelde daha yüksek fiyatla satılabilir.