Enerji güvenliği, günümüzün en kritik gündem maddesi olarak öne çıkıyor. Küresel enerji sistemi üzerinde baskılar sürerken, iklim hedefleriyle çatışan bir durum olmadığını vurguluyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımlarını güçlendirirken, adil geçiş süreçlerini kendi ülkelerimizin koşullarını göz önünde bulundurarak şekillendirmek gerektiğini ifade ediyoruz.
COP31 sürecinde finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme konularını önceliklerimiz arasına alıyoruz. Kararların uygulanabilirliğini artırmak için önceki COP toplantılarında alınan kararları dikkate alarak somut adımlara geçiş hedefindeyiz.
Enerji sektörüyle ilgili önceliklerimiz şu şekildedir: Birincisi temiz enerji dönüşümü. Dünyada yaklaşık 730 milyon insan hala elektriğe erişemiyor. İkincisi sıfır atık ve metan emisyonlarının azaltılması. Küresel düzeyde her yıl yaklaşık 70 milyon ton emisyon atık sektöründen kaynaklanıyor ve bu miktarın azaltılması için katı atık depolama etkisini düşürmek, gıda israfını azaltmak ve döngüsel ekonomiyi güçlendirmek hedeflerimiz arasındadır. Üçüncü önceliğimiz iklime dirençli şehirlerdir. Gelecek yıllarda küresel bina alanlarının %45 oranında artacağı öngörülüyor; bu durum, risklerin yoğunlaştığı ve çözümlerin hızla ölçeklenebileceği alanları işaret ediyor.
Ülke olarak, son iki yılda inşa ettiğimiz yaklaşık 500 bin konutla deprem sonrası yaptığı yatırımlarda bile iklim dirençli ve sıfır atık uyumlu yapıların tasarlanmasına özen gösterdiğimizi vurguluyoruz. Böylece yenilenebilir enerjiye yönelen yatırımlar ile depolama ve enerji verimliliğini güçlendiren uygulamalar bir arada ilerliyor.