Bu yıl festival atmosferi, Venedik yolculuğunda karşılaşılmış cesur ve özgün filmlerle dolup taştı. Seçkilerin ulaştığı sıra dışı düzey, eleştirmenler arasında bile şaşkınlık ve hayranlığı aynı anda doğurdu; izleyiciyi, sinemanın farklı boyutlarını keşfe çağıran bir deneyim bu.

Macar sinemasının sevilen ismi İldikó Enyedi, Sessiz Dost adlı eseriyle çıktı karşımıza. Yumuşak ve şiirsel bir sinema dili üzerinden, hem bilimsel hem de felsefi konuları samimi bir tartışmaya dönüştüren bu film, izleyiciyi doğanın iç sesine doğru götüren bir davetiye olarak kıymet kazandı. İnsan ve doğa arasındaki diyaloglar, bu çalışma için yeni bir anlatı sınırını işaretliyor.
ULU BİR AĞAÇ temasını merkeze alan film, duyulması çoğu kez istenmeyen seslerin aslında var olduğuna dair bir hatırlatıcı. Gingko ağacının sessiz ve uzun ömürlü varlığı, doğanın kendi ritmini ve iç dengelerini ortaya koyarken, izleyiciye bu dengeyi gür bir üretkenlikle inceleme imkanı sunuyor. Bu ağaç, kışın yapraklarını dökerken doku ve zaman arasındaki gerilimi sembolize eder; bir üniversite bahçesinde kök salmış olan kahramanımız, yüz yılların bilgeliğini not defterine işlercesine gözlemlerini sürdürür.
MİZANSEN USTALIĞI ise Enyedi’nin sinemasal zekasının bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Film, tek sevişme sahnesi bile olmadan bile erotizmi ve cinselliği hissettirebilme becerisini vurguluyor; bu, sahnelerin minimalist bir zarafetle ve yüksek bir estetikle kurulduğu bir ustalık gösterisi olarak kayda geçiyor. Ağaçların nefes alış ritmiyle doğanın suskun dilini aktaran bu yapı, izleyenleri kalıpların ötesine taşıyor.
Dünyanın geniş panorama içinde ağaçların ritmi ve sesleriyle kurulan kurgu, gözlemciye farkındalık için bir çağrı yapıyor.
Altın Aslan tartışması ise elbette ki festivalin yıldızlarını ve sürprizleriyle ilgilendi. Liste alfabetik olarak şu biçimde şekillendi: Kaouther Ben Hania, İldikó Enyedi, Yorgos Lanthimos ve François Ozon. Ancak geride kalanlar da boş durmuyor: Olivier Assayas, Park Chan-wook, Jim Jarmusch ve Paolo Sorrentino’nun adlarının da bu sohbetten ayrı tutulamayacağı aşikâr. Bir yanıyla jokerler olarak görülen bu isimler, yarışın dinamiklerini daha da büyütüyor.