1. Haberler
  2. Sanattan
  3. Urartuların Genetik Mirası: DNA Araştırmalarıyla Yüzyılların Sütununda Açıkladığımız Derin Tarih

Urartuların Genetik Mirası: DNA Araştırmalarıyla Yüzyılların Sütununda Açıkladığımız Derin Tarih

featured

Van Gölü’nün kıyısında, bir tepenin tepesine konuşlanan Ayanis Kalesi, Urartu Krallığı’nın sanatsal ve teknolojik birikimini günümüze taşıyor. 2700 yıl önceye uzanan bu yapı, Türkiye ve dünya arkeolojisi açısından uzun soluklu bir çalışmanın simgesi haline gelmiştir. Kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle 38 yıldır aralıksız sürüyor ve Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Işıklı’nın başkanlığında ilerliyor.

Urartuların Genetik Mirası: DNA Araştırmalarıyla Yüzyılların Sütununda Açıkladığımız Derin Tarih

Prof. Dr. Işıklı, Ayanis’in Urartu arkeolojisinin en uzun süreli kazısı olduğuna vurgu yapıyor; kentin, Urartu’nun en görkemli ve son büyük yerleşimi olduğuna dikkat çekiyor. Kale, Van merkeze yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta, Van Gölü’nün en güzel koylarından birine hakim konumuyla dikkat çekmektedir. “38 yıldır süren bu çalışmalar sadece Urartu’yu değil, aynı zamanda Türkiye ve dünya arkeolojisini de yakından ilgilendirmektedir”

“Ayanis’i yalnızca bir kale olarak değil, bir kent olarak görüyoruz” diyen Işıklı, buradaki bulguların bölgenin coğrafya ve yazı geleneğini aydınlattığını ifade ediyor. Milattan önce 9’uncu yüzyılın ortalarında ilk Urartu yazıtlarının bölgede belirdiğini belirten arkeolog, yazılı belgelerin eksikliğine rağmen dil ve isimlerin aydınlandığını belirtiyor.

Urartuların Genetik Mirası: DNA Araştırmalarıyla Yüzyılların Sütununda Açıkladığımız Derin Tarih

EN İYİ KORUNMUŞ KERPİÇ MİMARİLERDEN BİRİ

Kazı başkanlığını 12 yıldır sürdüren Işıklı, son on yılda ağırlık kazanan çalışmaların tapınak alanında yoğunlaştığını söylüyor. Bu yıl kuzey odalarda 6 metreye kadar korunmuş anıtsal kerpiç mimarinin gün yüzüne çıktığını vurgulayan akademisyen, kerpiç yapıların dünya genelinde nadir olarak bu kadar iyi korunabildiğini ifade ediyor. “Urartu merkezlerinin çoğunda bu derece sağlam kerpiç yapılar mevcut değildir; deprem ve zamanla oluşan tahribatlar yüzünden çoğu bölge temellerle sınırlı kaldı” diyen Işıklı, kale mühürünün uzun yıllar sonra açıldığını ve bu sayede hem buluntuların hem de mimari yapının kayıt altına alınabildiğini belirtiyor.

Urartuların Genetik Mirası: DNA Araştırmalarıyla Yüzyılların Sütununda Açıkladığımız Derin Tarih

DOĞU ANADOLU’DA İLK DEFA BÖYLE BİR KALINTIYA RASTLADIK

Bu yıl üzerinde iki büyük projenin yürütüldüğünü ifade eden Işıklı, koruma çalışmalarının tapınak alanını gezilebilir hale getirme hedefiyle ilerlediğini kaydediyor. Bakanlık ile Van Valiliği’nin desteklediği projeler kapsamında kerpiç yapıların korunması ve ziyaretçi sayısının artması için çalışmalar yürütülüyor. “Tapınak alanında daha fazla bölüm açılarak ziyaretçilere Urartu hakkında daha kapsamlı bilgi sunulacak” şeklinde konuşuyor.

Urartuların Genetik Mirası: DNA Araştırmalarıyla Yüzyılların Sütununda Açıkladığımız Derin Tarih

Urartuların Genetik Mirası: DNA Araştırmalarıyla Yüzyılların Sütununda Açıkladığımız Derin Tarih

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsiniz

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırmayın ve ücretsiz e-posta aboneliğinizi hemen başlatın.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Dönüşüm ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin