1. Haberler
  2. Sanattan
  3. Kara Komedinin İçinde Aksiyonun Çekici Sessizliği: Güllerle Suçüstü ve Ölümün Sınırında

Kara Komedinin İçinde Aksiyonun Çekici Sessizliği: Güllerle Suçüstü ve Ölümün Sınırında

featured

Güller (The Roses) iki insanın birbirini yoğun sevdiği, ardından karşılıklı nefretin doruklarına ulaştığı bir anlatıya sahiptir. Aşkın ifadesinin güçlükleri, sevgiyi gösterebilmenin zorlayıcı halleri ve emek ile ilginin gerekliliği, bu hikâyenin temel dinamiklerini oluşturur. Danny De Vito’nun yönettiği ve başrollerinde Michael Douglas ile Kathleen Turner’ın bulunduğu kara komedi filmi, Güllerin Savaşı (1989) olarak sinema tarihine geçmiştir. Yıllar sonra Jay Roach, Warren Adler’in romanından esinlenerek, Tony McNamara’nın kaleminden çıkan senaryoyla Olivia Colman ve Benedict Cumberbatch’i bir araya getirerek Güller’i yeniden sahneye taşır; bu kez İngiliz sinemasının ustalarının ellerinde, farklı bir sosyokültürel döneme ışık tutar.

İkili, tanıştıkları andan itibaren yıldırım aşkıyla bağlanır; rekabet ve savaş ise evliliklerinin getirdiği dinamikleri ortaya çıkarır. Theo’nun mimarlık kariyeri, Ivy’nin şeflik becerisiyle çatışır ve mutlu bir hayal kurarken işten kovulmasıyla dengeler değişir. Ivy hızla ün kazanırken Theo evde çocuklara bakmaya yönelir; kıyak bir iş bölümüyle iki taraf da kendi standartlarını korumaya çalışır. Ancak Amerikalı arkadaşlarının silah tutkuları, mutsuz evlilikler ve kültürel engeller bu ikilinin hayatını bunaltır ve evleri savaş alanına dönüşür.

Roach, bu eserde boşanmanın mı yoksa evliliği sürdürmenin mi daha zorlu olduğuna odaklanır; modern toplumun dinamiklerini, hem kadının hem de erkeğin mesleklerinde başarılı olma arzusu üzerinden irdeler. İletişim, özür dilemek ve teşekkür etmek, ilerlemenin vazgeçilmez unsurları olarak öne çıkar; kişisel memnuniyetten çok, toplumsal övgüyü hedefleyen bir mantık eleştirel bir biçimde vurgulanır. Diyaloglar sivri ve iğneleyicidir; film, Happy Together şarkısıyla başlayan ve aynı şarkıyla sonlanan bir yapı kurar.

Yapımın diğer rolleri Andy Samberg, Kate McKinnon ve Allison Janney gibi isimlerle zenginleşir; Colman ile Cumberbatch ise aynı zamanda yapımcı rolünü üstlenirler. Bu film, çağdaş insanın yapısını yansıtırken hem komik hem de düşündürücü bir yön taşır.

Şiddetin Sarmalında: 1990’ların Sonu ve 2000’lerin Başındaki Yansımalar

1990’ların sonu dünya için sakinleşmiş bir dönemdi, 2000’lere geçiş ise pek çok belirsizliği beraberinde getirdi. Bu dönemde Bill Clinton’un özel yaşamında meydana gelen saklanmış ilişkiler, Sovyetler Birliği’nin çöküşü sonrası belirsizlikler, 11 Eylül öncesi güvenlik ve siyasi atmosferdeki değişimler, müzik ve kültürde de devrim niteliğinde etkiler yarattı. Darren Aronofsky’nin bakış açısı, bu dönemi “büyük bir değişimin eşiği” olarak tanımlar.

Aronofsky’nin East Village’a bağlılığı ve ilk uzun metrajı Pi ile başlayan sinematografik serüveni, Suçüstü projesine de etki eder. Bu aksiyon-komedide, Hank adlı eski beyzbol oyuncusunun macerası, Rus mafyası, yozlaşmış bir polis ve yozlaşmış karakterler arasındaki gerilimi yükseltir. Filmde, müzik olarak Idles grubu öne çıkar ve buna paralel olarak konu da suç, aşk ve kurtuluş temalarını bir araya getirir.

Güller ile Suçüstü arasında kurulan paralellikler, modern toplumun şiddet ile olan iç içe geçmişliğini ve bireylerin hayatta kalma mücadelesini vurgular. Aronofsky’nin bu iki projeyi bir araya getirerek East Village’a saygı duruşunda bulunduğu söylenebilir; hem sinemasal üretim hem de tematik odak, izleyicide derin düşünce ve duygusal etki bırakır.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsiniz

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırmayın ve ücretsiz e-posta aboneliğinizi hemen başlatın.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Dönüşüm ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin