1. Haberler
  2. Sağlıktan
  3. Çocuklarda Hiperaktivite Belirtilerine Dikkat: Uzmanlardan Öneriler ve Erken Müdahale

Çocuklarda Hiperaktivite Belirtilerine Dikkat: Uzmanlardan Öneriler ve Erken Müdahale

featured

Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. Hamza Ayaydın, çocuklukta görülen dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile ilgili sık sorulan soruları yanıtladı. Tanımını anlatırken, çocuklukta başlayan bu durumun yetişkinliğe kadar sürebildiğini ve dikkat, dürtü kontrolü ile davranış düzenlemesini etkilediğini vurguladı. Dünya genelinde çocuklarda yaklaşık %5-7 oranında gözlemlenen DEHB’nin temel farkları şöyle özetlendi: bazı çocuklarda dikkat eksikliği ağır basarken, bazıları hiperaktivite ve dürtüsellik semptomlarıyla öne çıkar; bazılarında ise her iki alan da belirgin olabilir. Dikkat eksikliği belirtileri görevleri sürdürmekte zorlanma, sık dalıp gitme, ayrıntıları kaçırma, hatalar yapma, eşyaları unutma veya kaybetme gibi durumları kapsarken, hiperaktivite ise yerinde duramama, sürekli hareket halinde olma, sınıfta oturamama, aşırı konuşma gibi belirtilerle ifade edilir ve çoğunlukla kız çocuklarında daha yoğun görülebilir.

DEHB’nin yaklaşık hangi yaşlarda belirginleştiği konusunda ise şu dönemler öne çıkıyor: Okul öncesi (3–5 yaş): Hiperaktivite ve dürtüsellik ön planda olur; çocuk hareketli ve kurallara uyumda güçlük yaşar. İlkokul dönemi (6–12 yaş): Belirtiler en net şekilde farkedilir; dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik karma belirtiler halinde baskındır. Ergenlik (12–18 yaş): Hiperaktivite azalabilir, ancak dikkat sorunları ve dürtüsellik daha belirgin hale gelir; zaman yönetimi ve plan yapma konusunda zorluklar öne çıkar.

Genetik ve çevresel etkenler konusundaki değerlendirmede, DEHB’nin yaklaşık %80’inin genetik temellere dayandığı, geri kalan %20’sinin ise nörobiyolojik, çevresel ve perinatal faktörlerden (örneğin gebelikte sigara veya alkol kullanımı, stres maruziyeti, düşük doğum ağırlığı, erken doğum gibi) kaynaklandığı ifade edildi.

Beslenmenin rolü ve Omega-3 ile vitaminlerin etkileri üzerinde duran Ayaydın, tek başına beslenmenin DEHB tedavisi olmadığını; ancak belirtilerin şiddetini azaltmada ya da artırmada rol oynayabileceğini belirtti. Yapay gıda boyaları ve bazı katkı maddelerinin hiperaktivite belirtilerini artırabildiğini söyleyen uzman, Omega-3 kaynaklarının (balık, ceviz, keten tohumu) eksikliğinin dikkat ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Omega-3 takviyelerinin bazı çalışmalarda belirtileri azalttığına dikkat çekti ve demir, ferritin, çinko, magnezyum ile D vitamini düşüklüklerinin dikkat sorunları ile ilişkili olabileceğini söyledi. Ancak diyetle her şeyin düzeltilemeyeceğine vurgu yapıldı.

Gece ekran kullanımı ve uyku düzeni üzerindeki etkisine değinen Dr. Ayaydın, tablet, telefon ve bilgisayar oyunlarının sürekli uyaran sunduğunu ve bu durumun beynin kısa vadeli ödüllere alışmasına yol açabileceğini belirtti. Özellikle sosyal medya ve oyunlardaki hızlı geçişlerin uzun süreli odaklanmayı zorlaştırdığını kaydeden uzman, gece ekran süresinin uyku düzenini bozduğu için dikkat sorunlarını artırabileceğini söyledi. Günlük ekran süresinin 2 saatten fazlasının dikkat sorunlarını daha sık gördürdüğünü sözlerine ekledi.

Dikkat eksikliği ve okul başarısı konusunda ebeveynlerin çocuğun ödevlerde sıkılma, görevleri yarım bırakma, dalgınlık ve unutkanlık gibi belirtileriyle, öğretmenlerin ise derste dikkat dağınıklığı, yönerge uygulama hataları, kıpırdanma ve sosyal çatışmalarla durumun farkında olduklarını belirtti. Tanının klinik değerlendirme, gözlem ve aile/öğretmen bilgilerinin bütünleşmesiyle konulduğunu, bazı durumlarda nöropsikolojik testlerin gerektiğini ifade etti.

Sosyal hayata etkisi olan DEHB’nin yalnızca akademik alanla sınırlı kalmadığını ifade eden Ayaydın, sabır ve dürtüsellik eksikliği nedeniyle arkadaş ilişkilerinde sorunlar yaşanabileceğini, başarısızlık hissiyle özgüven kaybı gelişebileceğini söyledi. Müdahalede geç kalınırsa, ilerleyen yaşlarda depresyon, bağımlılık riskinin artışı ve iş yaşantısında sorunlar görülebilir.

İlaç tedavisi ve birlikte yaklaşım ile ilgili olarak, en etkili yöntemin ilaç tedavisi olabileceğini, terapi ve davranışsal yaklaşımların ilaçla birlikte uygulanmasının faydalı olacağını belirtti. İlaçların bağımlılık yapmadığını vurgulayan Ayaydın, DEHB olan çocuklarda bağımlılık riskinin toplum ortalamasına göre 2-3 kat daha yüksek olduğuna dikkat çekti ve ilaç tedavisinin bu riskleri azaltıcı bir rol oynadığını sözlerine ekledi.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsiniz

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırmayın ve ücretsiz e-posta aboneliğinizi hemen başlatın.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Dönüşüm ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin