Besin alerjileri çoğunlukla alerjen gıdaya maruz kaldıktan sonraki ilk 1-2 saat içinde kendini gösteren belirtilerle seyreder. Hippüs motifiyle, vücutta kaşıntı, kızarıklık, burun akıntısı, hapşırık ve kusma gibi bulgular hafif–şiddetli bir yelpazede görülebilir. Ailelerin çoğu zaman çocuklarına dair kendi gözlem ve yorumlarıyla diyet uygulamaya çalışması ise beslenme kalitesini bozup gereksiz kısıtlamalara yol açabilir; bu nedenle bir uzman görüşü almak önemlidir.
Alerji tanısı konulan bireylerde temel kural, alerjene karşı kesin kaçınılmasıdır. Gıda alışverişlerinde etiketleri dikkatle okumak hayati önem taşır; beklenmedik ürünlerin içinde dahi alerjen maddeler bulunabilir, bu yüzden içerikler titizlikle kontrol edilmelidir. Restoranlarda da dikkatli olmak gerekir: aynı tezgahta hazırlanması, aynı bıçakla kesilmesi ya da aynı kapta pişirilmesi durumunda dahi alerji reaksiyonu tetiklenebilir.
Seyahatlerde uçak ekipleri ve konaklama yapılan otellerin restoran birimlerinin bilgilendirilmesi gerekliliği, güvenli bir yolculuk için kritik bir adımdır. Nadir görülen ancak hayatı tehdit eden anafilaksi tablolarına da değinmek gerekir: kaşıntı ve kızarıklığa ek olarak bilinç kaybı, tansiyon düşmesi, nefes darlığı, hırıltı ve öksürük gibi bulgular ortaya çıkabilir ve bu durum acil bir tablodur.
Anafilaksi riskli hastalarda doktor tarafından reçete edilen adrenalin yanlarında bulundurulmalı ve kullanımı ailelere ayrıntılı şekilde öğretilmelidir. Adrenalinin zamanında uygulanması hayatı kurtarır; erken müdahale ne kadar erken gerçekleşirse, o kadar yüksek bir kurtarma etkisi sağlar. Gecikme halinde ise tablo ağırlaşabilir.
Sonuç olarak, besin alerjisi şüphesi taşıyan çocuklar mutlaka çocuk alerji uzmanına, erişkinler ise erişkin alerji uzmanına başvurmalıdır. Tedavi ve diyet, yalnızca uzman önerileri doğrultusunda düzenlenmelidir. İnternetten edinilen bilgiler ya da kulaktan dolma görüşler ciddi riskler doğurabilir.