Ağız içi yaralarınız iki haftayı aşıyorsa dikkatli olunmalı ve ağza dair belirtilerinizde bir diş hekimine başvurulması önemlidir. Tütün kullanımı, yeterli ağız hijyeninin sağlanmaması, güneşe maruz kalma ve HPV gibi risk faktörlerinin ağız kanseri oranlarını artırdığı biliniyor. Özellikle uzun süren yaralar, sebepsiz diş sallanması, yüz ya da çene bölgesinde ani ağrılar gibi bulgular acil değerlendirme gerektirebilir. Ağız kanserlerinden korunmanın ilk adımı, tütün ile alkol kullanımını azaltmaktır.
Erken tanı, hayatı kurtarmada kritik bir rol oynar. Karadeniz bölgesinin en büyük üniversitesinden edinilen bilgilerin ışığında, günlük yaklaşık 500 hasta, aylık ise 10 bin civarında hastaya hizmet veriyoruz. Seminerlerimizde öğrencilerimizi, asistanlarımızı ve halkı bilinçlendiriyoruz. Eğer bir lezyon 2 hafta veya daha uzun sürerse, mutlaka en yakın diş hekimine başvurulmalıdır. Ağzın içindeki bölgelerde özellikle dilin arka kenarları, kanser başlangıçlarına ev sahipliği yapabilir ve çoğu zaman ağrısız seyredebilir; bu nedenle düzenli kontroller hayati önemdedir.
AĞIZ KANSERİNE KARŞI EN İYİ KORUMA: TÜTÜN VE ALKOLDEN UZAK DURMA
Ağız kanserlerinden korunmanın en kısa yolu, tütün ve alkol kullanımını azaltmaktır. Nargile, puro veya purolar gibi yoğun nikotin içeren ürünlerin azaltılması, ağız hijyeniyle birleştiğinde riskleri düşürür. HPV’nin rollü son yıllarda daha belirgin hale gelmiştir; bu nedenle uygun yaşlarda aşılar koruyuculuk sağlar. Cinsel yolla bulaşan bu virüslere karşı güvenli birliktelik ve gerekli aşılar, özellikle ağız kanseri riskinin azaltılmasında önemli bir rol oynar.
AĞIZ KANSERİ BULAŞICI DEĞİLDİR
Oral kanserler, dudaklardan ziyade diş eti, yumuşak ve sert damak gibi bölgeleri kapsar ve bulaşıcı değildir. Bu durum, tüberküloz ya da hepatit gibi bulaşma özellikleriyle karıştırılmamalıdır. Kişisel sağlık durumunuzda değişiklik hissediyorsanız, erken müdahale için bir uzmana başvurmanız en güvenli yaklaşımdır.