1. Haberler
  2. Sağlıktan
  3. Prostat Kanseri: Erkeklerde En Sık Görülen İkinci Kanser Türü

Prostat Kanseri: Erkeklerde En Sık Görülen İkinci Kanser Türü

featured

15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü kapsamında Prof. Dr. Erturhan, prostat kanserinde ilk belirtiler olan sık idrara çıkma, idrar yaparken güçlük ve ağrı gibi durumların hastaya çoklu tedavi seçenekleriyle yaklaşılmasını gerektirdiğini belirtti. Ayrıca prostat kanserinin ABD ve Batı Avrupa’da erkeklerde en sık görülen kanserlerden biri olduğu, Asya ülkelerinde ise daha az rastlandığı bilgisini paylaştı.

Dünya genelinde 2020 yılında 1.4 milyon yeni tanı konulan hasta ve 375.000 yaşam kaybı bildirildiğini ifade eden Prof. Dr. Erturhan, Türkiye’deki insidans çalışmalarıyla ilgili olarak Prostatürk çalışmasının 2009 yılında tamamlandığını ve sonuçların 100.000’de 35 oranında bir görünüm sunduğunu aktardı. 2022 yılında Gaziantep, İstanbul, Ankara, Erzurum, Giresun, Zonguldak, Samsun, Isparta ve Mersin’de yürütülen kesitsel bir çalışma çerçevesinde 873 gönüllünün katılımıyla yürütülen süreçte 87 kişiden biyopsi alınmış ve prostat kanseri 16 hastada (yüzde 1.83) saptanmıştır; kanser saptanan kişi sayısı ise 9 olarak belirlenmiştir.

Bu veriler dünya ortalamasının altında kalsa da Türkiye’de rutin taramanın gerekliliğine yönelik soruyu güçlü bir şekilde desteklememektedir. Ancak prostat kanseri tüm dünyada yaşam kaybına yol açan bir hastalık olarak kalmaya devam etmektedir. Özellikle ailesinde prostat kanseri olan 40 yaş üstü erkekler bu konudaki en riskli grubu oluşturmaktadır. İdrar şikayetleri yaşayan bireylerin üroloji kontrolünden geçmeleri, hastalığın erken evrelerde tespit edilmesi açısından hayati öneme sahiptir.

Prostat kanseri oluşumunda rol oynayan faktörler konusundaki değerlendirmede Prof. Dr. Erturhan, güncel odak noktalarının başında ileri yaş ve aile öyküsünün geldiğini vurguladı. 50 yaş üzeri bireyler için risk artışından bahsedilirken, birinci derece akrabalarda prostat kanseri öyküsü olanlarda bu sınırın 40 yaşa indiğini belirtti. Ayrıca onkogenetik araştırmaların, meme ve yumurtalık kanseriyle benzer bir gen havuzunu prostat kanserinde de ortaya koyduğunu ifade eden hekim, bu durumun günlük klinik uygulamada, meme ve yumurtalık kanseri hikayesi olanlarda prostat kanseri riskinin artabileceğini gösterdiğini söyledi.

Hasta yönetimi açısından, semptomlar nedeniyle başvuran hastalarda ayrıntılı bir tıbbi öykü ve dokunarak prostat muayenesinin ardından PSA düzeylerinin incelendiğini belirten Prof. Dr. Erturhan, anormallik saptanması halinde biyopsinin gerekli olduğunu vurguladı. Biyopsi sonuçlarının prostat kanseriyle uyumlu olması durumunda, hastalığın evresini belirlemek amacıyla radyolojik tarama ve gerektiğinde nükleer tıp görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını kaydetti.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsiniz

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırmayın ve ücretsiz e-posta aboneliğinizi hemen başlatın.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Dönüşüm ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin