Türkiye Yüzyılı vizyonu ekseninde bütçe hazırlıkları, uzun bir süreç boyunca sürdürülmüş ve 2026 yılı bütçesi, reformları hızlandıran bir dönemeç olarak ele alınmıştır. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sunumunda makroekonomik istikrarı sürdürmenin yanı sıra vatandaş odaklı bir hizmet politikasıyla bu bütçeyi “istikrar ve refah” bütçesi olarak tanımladı. Yılmaz’ın konuşmasında öne çıkan ana başlıklar şöyle özetlendi:
- OVP için kritik yıl: Türkiye Yüzyılı çerçevesinde dönüştürücü bir süreç olarak 2026 yılı, orta vadeli programın en kritik dönemi olarak konumlandırılıyor. Bu yıl, önceki adımların sonuçlarının netleşmesini ve uygulanan reformların meyvelerinin toplanmasını sağlayacak bir eşik olarak belirginleşiyor. 2026 bütçesi, yapısal dönüşümü hızlandıracak ve yüksek gelir hedefini destekleyecek bir perspektifle hazırlanmıştır.
- ‘Yüksek gelir grubundayız’: 2025 öngörüleri, kişi başı gelirin 17.748 dolar seviyesine ulaşmasını ve Türkiye’nin yüksek gelir grubuna dahil olmasını hedefliyor. Nominal dolar bazında dünyanın en büyük 16., satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomi konumunda olmayı bekliyoruz; bu durum Avrupa’nın dörtte birlik büyüklüğündeki bir ekonomiye dönüşümü işaret ediyor.
- Büyüme yüzde 3.8: Orta Vadeli Programdaki büyüme hedefi gerçekçi olarak kabul ediliyor. 2026’da ekonominin %3.8 büyümesi, işsizlik oranının da yaklaşık olarak %8.5 seviyesinin altında gerçekleşmesi öngörülüyor.
- Enflasyon yüzde 20 altına inecek: Sıkı para politikaları, mali disiplin ve makroihtiyati adımların birleşimiyle dezenflasyon süreci kalıcı fiyat istikrarını hedefliyor. 2026’da enflasyonun %20’nin altına düşürülmesi ve 2027’den itibaren tek haneli seviyelere inmesi öngörülüyor.
- Uluslararası yatırımlarda artış: Net ihracat hedefimizin üzerinde büyüme beklenirken, cari işlemler açığının milli gelire oranının yaklaşık %1.4 civarında gerçekleşmesi öngörülüyor. Doğrudan yabancı yatırımlar, 2025 Ocak-Eylül döneminde önceki yıla göre önemli oranda artış gösterdi ve güven artışı TL mevduat payını yükseltti.
- Popülist anlayış yok: Kaynakları yerel yönetimler için genişleterek, enflasyon düştükçe kalıcı refah artışını sağlayacak iyileştirmeler sürdürülüyor. Politikalarımızı popülist yaklaşım yerine somut ve sürdürülebilir bir zeminde şekillendirmeye devam edeceğiz.
Bu çerçevede 2026 bütçesi, istikrar ve reform odaklı yaklaşımıyla makroekonomik dengenin korunmasını ve vatandaşın yaşam kalitesinin yükselmesini hedeflemektedir.