15 Mayıs’ta ilan edilen Ebola salgını, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde vakaların artışını sürdürüyor. Resmi veriler, doğrulanmış vakaların 1708’e ve hayatını kaybedenlerin 580’e yükseldiğini gösteriyor. Ituri eyaletinde yoğunlaşan salgın, Kuzey Kivu ve Güney Kivu’de de yeni vakaların ortaya çıkmasıyla ülkede yayılımını sürdürüyor. Yeni sağlık bölgelerinde görülen vakalar, salgının kontrol altına alınması yönündeki endişeleri artırıyor.
DSÖ Afrika Bölge Ofisi, bulaş zincirlerinin tam olarak belirlenemediğini ve toplum içinde ölümlerin arttığını belirterek, salgının aktif odaklarda yoğunlaşmaya devam ettiğini ifade etti. Ituri’de 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün kayda geçtiği dönemde 15 Mayıs’ta ulusal Ebola ilanı yapılmıştı. DSÖ ise 17 Mayıs’ta salgın nedeniyle uluslararası kamu sağlığı acil durumunu duyurdu.
Salgına karşı nadir görülen bundibugyo varyantı nedeniyle oluşan bu salgında şu anda onaylanmış bir tedavi veya aşı bulunmuyor. Yetkililer, varyantın nadir olduğuna dikkat çekiyor ve alınan güvenlik önlemlerinin sürdürülmesi gerektiğini belirtiyorlar.
Ebola geçmişte nasıl yayıldı? İlk kez 1976’da Sudan ve KDC’de eş zamanlı görülen salgılar, Ebola virüsünün adını aldığı Nil Nehri’ne yakın bölgelerde tespit edildi. Ülkede salgının ortaya çıktığı köy, Yambuku olarak biliniyor. Ardından 2013–2014 yıllarında Batı Afrika’da geniş çaplı bir kriz çıktı ve 30 binden fazla kişiye bulaşan virüs, 11 binden fazla kişinin yaşamını kaybetmesine yol açtı. Bu tarihsel durum, günümüzdeki salgınla karşılaştırıldığında, küresel sağlık güvenliği açısından önemli dersler sunuyor.