AB’nin Çin’e yönelik politikaları beklenen etkiyi yaratmıyor; bunun yerine Avrupa şirketleri için Çin tedarik zincirlerinin daha merkezi bir parça haline geldiğini gösteriyor. Çin ile derinleşen iş ilişkileri, Avrupa Birliği Ticaret Odası’nın Çin’deki Başkanı Jens Eskelund’in sözleriyle teyit ediliyor. Eskelund’a göre Çin, artık sadece bir pazar olarak görülmüyor; üretim ve tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası konumunda.
Çin’in küresel üretimdeki rolü Eskelund, Avrupa’nın Çin’le olan güçlü bağlarını sürdürme eğiliminin sürdüğünü ve bu yaklaşımın rekabet gücünü korumak adına vazgeçilemeyeceğini ifade ediyor. Avrupa şirketleri için Çin’e olan bağımlılık, küçülmek yerine artış gösteriyor ve bu durum, bölgenin rekabetçilik stratejilerini yeniden şekillendiriyor.
Çalışma sonuçları ve büyüme dinamikleri Ocak-şubat aylarında yapılan ankette, yaklaşık 300 Avrupa şirketinden %56’sı üretim ve yatırımlarını Çin’de artırma niyetinde olduğunu bildirdi. Buna karşılık yalnızca yaklaşık %7’lik bir kesim faaliyetlerini Çin dışına kaydırmayı planlıyor. Eskelund, bu eğilimin temel nedeninin Çin’in maliyet avantajı ve sağlam tedarik altyapısı olduğuna dikkat çekti.
Yuan’ın rekabet üzerindeki etkisi Eskelund ayrıca yuanın değerinin Çinli ihracatçıların rekabetçiliğini artırdığını vurguluyor. Alman Ekonomi Enstitüsü hesaplarına göre yuanın euro karşısında %20-30 aralığında düşük değerli olması, Çin mallarına önemli bir fiyat avantajı sunuyor.
Görüşme ve geleceğe yönelik adımlar Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile AB Ticaret Komiseri Maros Sefcovic arasındaki görüşmenin ardından, AB iki taraf arasındaki ticaret dengesizliklerini gidermek için somut adımların önünü açmayı hedefliyor ve bu süreç için ekim ayını son tarih olarak belirledi. Eskelund ise Avrupa’nın stratejik öneme sahip sanayi alanlarını korumak için yeni sanayi politikalarını hızla hayata geçirme ihtiyacını bir kez daha vurguladı.