Güncel jeopolitik tansiyonlar, İran ve Orta Doğu çıkışlı çatışmaların etkisiyle küresel seyahat talebini kıracak mı sorusunu gündeme getiriyor. Normalde 2026’da dünya turizminin yaklaşık %4-5 oranında büyümesi beklenirken, risklerin artmasıyla turistlerin planları ve rotaları yeniden şekilleniyor. UNWTO’nun 2025 verileri, pandeminin ardından toparlanan küresel turizm gelirlerinin 2024’e göre 2025’te yaklaşık %5 artışla 2.2 trilyon dolar seviyesine ulaştığını gösteriyordu; 2026 için ise büyüme aralığı %3-5 olarak öngörülmüş durumda.

Rekordan dibe savrulan güven 2025 küresel verileri, bölgesel büyümenin orta Doğu’da sürdüğünü, ancak savaş tehdidinin güveni sarstığını ortaya koyuyor. Körfez ülkeleri, son beş yılda %40’tan fazla büyüyerek 73 milyon ziyaretçi ağırlasa da, savaşın etkisi bu ülkelerin turizm imajını hızlıca zayıflatıyor. Özellikle Suudi Arabistan’ın modernleşme yönündeki adımları ve Dubai, Katar gibi merkezlerin turizmdeki yükselişleri, savaşın gölgesinde güven duygusunun zayıflamasıyla olumsuz etkileniyor.

2030 hedefleri kırılgan mı? Bölge ülkeleri, ekonomik çeşitlendirme amacıyla turizm, finans ve teknoloji yatırımlarını güçlendirme stratejisi izliyor. Körfez Turizm Stratejisi 2030 kapsamında yıllık turizm gelirinin 188 milyar dolar olması hedeflenirken, mevcut küresel payları yaklaşık %5 civarında seyretmektedir. Bu bağlamda pandemiden sonra dahi Körfez’in pazar payı korunmaya çalışılırken, güven algısının bozulması, büyüme hedeflerini tehdit ediyor.

İspanya ve ABD arasında değişen dinamikler Savaş karşıtı söylemleriyle dikkat çeken İspanya, bölgedeki istikrarı vurgulayarak seyahat arzısını desteklerken; ABD’nin üs kullanımı konusundaki tutumunun değişmesi, turist akışlarında bazı yönlendirmelere neden oluyor. İspanya’nın artan sempatisi, Türkiye ve Yunanistan gibi ülkelerle olan karşılıklı turizm bağlarını da güçlendiriyor. ABD’de ise Donald Trump sonrası değişen atmosfer, Amerikan turistlerin bölge dışı tatil tercihlerini etkilemeye devam ediyor; Türkiye bu süreçte önemli bir aktör olarak görülüyor.
Türkiye turizm gündeminde dikkatler Berlin ITB gibi önemli organizasyonlarda Türk temsilcileri, Türkiye’nin güvenli bir tatil destinasyonu olduğunu vurgulayarak barışçıl mesajları korumaya çalışıyorlar. TÜROB, TÜRSAB ve AKTOB yetkilileri, güvenliğini pekiştiren adımların turizm için kritik olduğuna dikkat çekiyorlar. Ancak Orta Doğu’daki gerginlikler, rotaları değiştirirken aktarma noktalarının güvenilirliği konusunda belirsizlik yaratıyor. Dubai gibi transit merkezlerinin tercihinden önce İstanbul gibi şehirler de önemli rol oynuyor. Rusya’dan gelen uçuşlar ve Basra Körfezi bölgelerinden yeni rotaların oluşmasıyla, seyahat akışları çeşitli yönlere kayıyor.
Nevruz ve turizm üzerinde gölge İran’ın Nevruz tatili yaklaşırken, Türkiye’ye olan turizm akışında belirgin bir hareketlilik bekleniyor; Van ve çevresiyle İstanbul ve Antalya’da potansiyel artışlar öngörülüyor. Ancak savaşın bu dönemde de etkisini sürdürmesi muhtemel. TÜRSAB Doğu Anadolu Bölge Başkanı, barışın henüz tam olarak sağlanamadığını belirterek, tesis bulunabilirliğinin düşmüş olduğu bir tabloyi işaret ediyor. Buna karşın “turizm barışın dilidir” deyimiyle umutlar canlı tutuluyor.
Ekonomi ve maliyet baskısı Savaşın devam ettiği bir ortamda enerji ve gıda maliyetleri yükseliyor. Brent petrol fiyatlarının 90 dolar seviyelerinin üzerine çıkması, ulaşım maliyetlerinde artışa yol açıyor. Özellikle deniz ve havayolu ulaşımında maliyet yükleri artarken, yüksek harcama kapasitesine sahip Asya turistlerinin hareketleri de sınırlanabilir. Bu durum, küresel turizm gelirlerinde düşüşe yol açabilir ve otel, restoran gibi hizmet sektörlerinde operasyon maliyetlerini yükseltebilir.