İnternetin karanlık kanatları televizyonun gölgesini tek gecede büyütüyor. Dijital ortamlar, reklam pastasının büyük bir kısmını ele geçirirken, Türkiye’de televizyon hâlâ söz sahibi görünse de sarsılan ekonomik dinamikler dikkat çekiyor.
Çarpıcı bir gerçek ise şu: Dijital içerikler, izleyicinin yarısından fazlasını televizyon programlarından üretiyor olarak görüyor. Yabancı sahipli dijital platformlar, komisyon oranlarıyla ajansları ve medya planlamacılarını yönlendirme gücünü artırırken, reklam verenler bu yönelişi hızla benimsemiş durumda. Komisyon yüzdeleri arasındaki fark, televizyonun kalemlerini küçültüyor ve içerik üreticilerini finansal olarak baskı altına alıyor.
Yüzdelik paylar hızla büyüyen dijital platformlara akarken, 2024 yılında Türkiye’deki toplam reklam harcamasının ezici bir kısmı yurtdışından gelen dijital aktörlere gitti. Toplam 213 milyar liralık bütçeden yaklaşık 158 milyar lira, Batılı dijital platformlara yönlendirildi; televizyon ise 38 milyar liraya razı oldu. Yazılı basın, açık hava reklamları, radyo ve sinema gibi diğer mecralar için kalan pay ise 17 milyar liraydı.
Bu tablo, Türkiye’de reklam gelirlerinin büyük ölçüde uluslararası dijital yapılara kaydığı ve yerli medya üzerinde ağır bir baskı yarattığı gerçeğini net bir biçimde ortaya koyuyor.
Yeni mevzuat düzenlemesi olmazsa… AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman’ın sözleri, yabancı medyanın yerli medyayı saf dışı bırakabileceği ihtimaline dikkat çekiyor: “Bir tavır almazsak, yeni bir mevzuat düzenlemezsek maalesef yabancı medya, Türkiye’deki yerli medyayı tamamen yok edecek.” Bu endişe, içerik akışını ve medya ekosisteminin yapısını tehdit eden bir tablo olarak kayda geçiyor.
Artık dijital bir işgal altındayız diyen Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Kırık ise, yerel medya kurumlarının zarar gördüğünü belirtiyor. Dijital platformlar ve sosyal medya ağları, Türkiye’yi adeta kuşatmış durumda ve bu durum, haberleşme ve reklam ekonomisini köklü biçimde dönüştürüyor.