1. Haberler
  2. Sağlıktan
  3. Cinsiyet Kimliği Sağlık Hakkının Önüne Geçmesin: LGBTİ+ Bireylerin Sağlık Hizmetlerinde Eşitlik Mücadelesi

Cinsiyet Kimliği Sağlık Hakkının Önüne Geçmesin: LGBTİ+ Bireylerin Sağlık Hizmetlerinde Eşitlik Mücadelesi

featured

Sağlık hizmeti, her bireyin temel hakkı olarak tanımlansa da LGBTİ+ bireyler için bu hak çoğu zaman erişilmesi güç bir ayrıcalığa dönüşüyor. Cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa uğrayan LGBTİ+ bireyler, sağlık kurumlarında hem fiziksel hem de ruhsal açıdan güvende hissetmedikleri bir ortamla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, doğru ve zamanında tedaviye erişimi zorlaştırırken, toplumsal önyargıların sağlık politikalarına da yansıdığını gözler önüne seriyor.

Cumhuriyet’e konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi Dr. Ayşegül Ateş Tarla, LGBTİ+ bireylerin çeşitli dönemlerde ayrımcılık, damgalanma ve sağlık hizmetleri erişimindeki engeller gibi olumsuz etkilere maruz kaldıklarını ifade ederek, “Ancak bu son dönemde bunun dozu artarak devam ediyor. LGBTİ+’lar diğer yurttaşlarla aslında aynı sağlık haklarına sahip, eşit haklara sahip. Ancak ne yazık ki ayrımcılık, damgalanma ve ötekileştirmeye çok maruz kaldıkları için bu haklarından yeteri kadar yararlanamıyorlar” dedi.

Son dönemde 2025 yılının ‘aile yılı’ ilan edilmesiyle LGBTİ+’ların bütün devlet politikalarında hedef hâline getirildiğini ifade eden Tarla, “Hedef hâline getirilmeleriyle birlikte sorunlar yaşadıkları sağlık haklarından daha da mahrum kalmış ve ötekileştirilmiş oldular” ifadelerini kullandı. Cinsiyet uyum sürecinde kullanılan hormon ilaçlarında hukuki ve etik ihlaller olduğuna dikkat çeken Tarla, kullanılan hormonlardaki engeller ve baskılar nedeniyle tedavi sürecinin kesintiye uğradığını ve bilimsel olmayan müdahaleler yüzünden sağlık haklarının ihlal edildiğini söyledi.

‘KİŞİNİN BEDENİNE MÜDAHALE’ başlığı altında toplanabilecek bir bölümde Tarla, uyum süreçlerinin engellenmesinin ciddi psikolojik travmalara yol açtığını belirtti. Beden müdahalesiyle birlikte yarım kalan tedavilerin ve psikolojik rahatsızlıkların artabileceğini, depresyon, anksiyete ve intihara eğilim gibi sonuçların görülebileceğini söyledi. Ayrıca toplum içindeki dışlanmanın, uyum süreçlerini zorlaştırarak durumu daha da karmaşık hale getirdiğini vurguladı.

Tarla ayrıca bütün hekimlerin bu ötekileştirmeyi kabul etmeden hizmet vermeleri gerektiğini ifade etti. Siyasi söylemler ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamalarının bu süreci tetiklediğini belirten Tarla, “Mahalle baskısı toplumsal baskıyı artırarak kişilerin sokakta herhangi bir yerde bir saldırıya maruz kalmalarını ya da dışlanmalarını doğal hale getiriyor. Uygulanan şiddet meşrulaştırılmış oluyor” dedi.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsiniz

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırmayın ve ücretsiz e-posta aboneliğinizi hemen başlatın.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Dönüşüm ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin