Yapay zeka ekosisteminin hızlı evrimi, piyasa dinamiklerini kökten değiştirirken Rekabet Kurumu da bu dönüşümü yakından izlemek üzere kapsamlı bir inceleme başlattı. Resmi açıklamalara göre bu incelemenin odak noktası, yapay zeka altyapısının nasıl inşa edildiği ve hangi aktörlerin kritik girdilere erişimde belirleyici konumda olduğudur.

Veri, hesaplama kapasitesi ve finansman gibi üç temel unsurun, belirli aktörleri pazarda hızla öne çıkarabildiğini vurgulayan inceleme, bu unsurların erişimdeki eşitsizlikler nedeniyle rekabetin dengelerinin bozulmasına yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle büyük teknoloji şirketlerinin sahip olduğu kaynaklar, yeni girişimlerin kendilerini görünür kılmasını giderek zorlaştırıyor.
Düzenleyici mercek, yapay zeka modellerinin yaygınlaşan etkisinin pazara giriş bariyerlerini nasıl yükselttiğini de gündeme getiriyor. Yeni oyuncuların altyapı ve veri erişimindeki zorluklar, rekabetin sınırlanabileceğini işaret ediyor. Zira değer zinciri, altyapıdan modele, ardından uygulamalara uzanan çok katmanlı bir yapı olarak karşımıza çıkıyor ve bu zincirde temel modellerin geliştirilmesi aşamasında veri, bilgi işlem gücü, teknik uzmanlık ve finansman gibi girdilere erken erişim belirleyici rol oynamaktadır diyerek, erken aşamadaki avantajların nasıl uzun vadeli güç birikimine dönüştüğüne dikkat çekiliyor.
Entegrasyonlar ve rekabet hukuku açısından kritik bir konu olarak değerlendirilen husus ise yapay zeka teknolojilerinin mevcut ürün ve hizmetlerle birleştiği anda rekabet dinamiklerinin nasıl etkileneceği. Söz konusu entegrasyonlar, kayırma, dışlama veya bağlama gibi davranışları tetikleyebilir ve bu durum, sadece mevcut pazar yapısını değil, gelecekteki inovasyon ve rekabet risklerini de doğrudan etkileyebilir. Ayrıca birleşme ve devralma operasyonlarının, yapay zeka alanındaki yoğunlaşmayı denetlemek için giderek daha küresel boyutta bir öneme kavuştuğu ifade ediliyor.
Platform etkisi de dikkat çekici bir başlık olarak öne çıkıyor. Yapay zeka çözümlerinin büyük dijital platformlara entegrasyonu, kendi ürün ve hizmetlerini öne çıkarma yönündeki baskıyı artırabiliyor ve bu durum, rakip uygulamaların görünürlüğünü dolaylı olarak azaltabiliyor. Türkiye’deki adımlar, küresel eğilimlerle paralellik gösteriyor ve temel modeller ile bulut altyapıları, uluslararası düzenleyicilerin dikkatini çekiyor.
Kurumsal hedef ise net: Yapay zeka alanındaki riskleri erken aşamalarda tespit etmek, rekabeti korurken inovasyonu destekleyecek politika önerileri geliştirmek. Bu süreç, ülkede yapay zeka pazarının nasıl şekilleneceğini belirleyecek kritik bir dönemeç olarak görülüyor.