Yatırımlarımızın anlamı, kullanıcı deneyimini ve sürdürülebilir geliri ön planda tutan bir yaklaşımın sonucunda ortaya çıkıyor. TV+ şu anki konumunu da bu düşünceyle kuruyor; yerli ve global içerikleri, canlı yayınları ve spor karşılaşmalarını tek bir çatı altında toplamamız, yayıncılık sektöründe yeni bir denge vaat ediyor.

Teknoloji hızlandıkça kullanıcı deneyimini sadeleştirmek gerektiğini söyleyen Koç şöyle devam etti: “Dijital dönüşüm artık yıllarla sınırlı değil; aylar, günler içinde yaşanıyor ve bu durum tüketici beklentilerini doğrudan etkiliyor. Araştırmalar, çoklu platform aboneliklerinin izleyici üzerinde hem psikolojik hem de mali yorgunluğa yol açtığını gösteriyor. Biz, TV+ olarak böyle bir duruma anlamlı bir çözüm sunuyoruz.”
İçerik hâlâ önemli olsa da tek başına yeterli olmadığını vurgulayan TV+ Genel Müdürü Gülçin Alıcı Gökçe, global iş birliklerine değinerek şu sözleri paylaştı: “İzleyici sadece ne izlediğini değil nasıl izlediğini de merak ediyor; içeriğe zahmetsizce ulaşmak istiyor. IPTV ile OTT’yi aynı ekosistemde bir araya getirirken, izleyici alışkanlıklarını yok saymadan yeni izleme davranışlarını doğru okuyan bir kürasyon anlayışı benimsiyoruz ve deneyimi sadeleştirme odaklı büyütüyoruz. Çoklu abonelikler, dağınık kütüphaneler ve karmaşık arayüzler izleyici yorgunluğunu tetikliyor; TV+ bu durumu kıran bir deneyim tasarımıyla karşınızda.
Bir başka ifade ile; 1 kutu, 1 uygulama, 1 arayüz, 1 abonelik, 1 şifre ve 1 fatura ile zengin ve çok katmanlı bir deneyim sunuyoruz.
Konuşmaların ardından, TV+ HBO Max kataloğunda bulunan ve Game of Thrones evreninin merakla beklenen yeni dizisi A Knight of the Seven Kingdoms’in özel ön gösterimiyle sahneye çıktı.