Günümüz dijital evreninde yabancı merkezli medya platformları, yalnızca içerik paylaşımının ötesine geçerek ekonomilerimizi ve toplumsal dinamiklerimizi derinlemesine etkiliyor. Türkiye ve dünya için reklam harcamalarının büyüklüğü, bu platformların ülke ekonomisine olan sızıntısını giderek görünür kılıyor. Özellikle 2024 verileri, Türkiye’den yabancı platformlara aktarılan reklam gelirlerinin yaklaşık 158 milyar TL’ye ulaştığını gösteriyor; bu rakam, yerli medya ekosisteminin dinamizmini ve istihdamı doğrudan etkileyen bir kayıp olarak kayda geçiyor. Verilerin kontrolü ve güvenliği söz konusu olduğunda ise “beyaz sayfalara” benzer sessiz bir tehdit karşımızda duruyor: veriler, büyük ölçüde bu şirketler tarafından depolanıyor ve işleniyor.

Uzmanlar, dijital denetim eksikliğinin dezenformasyonun yayılmasına zemin hazırladığını işaret ediyor. RTÜK gibi kurumlar geleneksel medya için kuvvetli bir denetim sağlar; fakat küresel dijital aktörler karşısında denetim mekanizmaları hâlâ yetersiz kalıyor. Big data adı verilen devasa veri havuzları, siyasi ve istihbari amaçlarla yeniden şekillendiriliyor ve bu durum, toplumun güvenliğini ve mevzuatla uyumlu iletişimini tehdit ediyor. Bu tabloyu daha yakından incelemek için İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden Doç. Dr. Berk Çaycı ile beş soruda konuya eğiliyoruz. Avustralya ve Kanada örneklerinde gördüğümüz gibi adil bir pay paylaşımı ve güçlü mevzuat, yol gösterici olabilir.

Gençler üzerinde algı ve davranış değişiklikleri adlı bölümde, algoritmaların genç kullanıcıları hedefleyerek içerik yönlendirmelerini nasıl etkilediğini değerlendiriyoruz. Özellikle dijital statü ve onay arayışı, gündelik davranışlar, kimlik inşası ve bilgi edinme süreçlerini dönüştürüyor. Bu dönüştürücü süreçte verilerin kimlerde toplandığı ve nasıl kullanıldığı sorusu ise kritik bir güvenlik meselesi olarak öne çıkıyor.
Türkiye’nin rekabet gücünü koruyabilmesi için çok katmanlı bir yaklaşım gerekiyor. Yerel içerik üreticilerinin hak ettiği payı alması, veri akışının izlenebilir olması ve verinin yerel kaynaklarda kalması için karar verici kurumların birlikte hareket etmesi şart. Ayrıca vatandaş okuryazarlığını güçlendirmek ve verilerin güvenliğini artırmak amacıyla vatandaşlar, kendi verileri üzerinde daha net haklara sahip olmalı. Bu süreçte veri güvenliği ve şeffaf algoritma denetimi temel ilke olarak kalmalı ve yurt dışına aktarılan veriler üzerinde uçtan uca şifreleme zorunlu hale getirilmeli.