1. Haberler
  2. Sanattan
  3. Haldun Dormen: Tiyatromuzun Efsanesinin Şekillendirdiği Anlar ve Duruş

Haldun Dormen: Tiyatromuzun Efsanesinin Şekillendirdiği Anlar ve Duruş

featured

Yoğun bakımdan taburcu olmayı umarak beklediğimiz Haldun Dormen, ne yazık ki yaşamla olan bağına yenik düştü. 97 yaşındaydı ve gösterdiği direncin ardında, sahnelerden kopmayan yıllar yatıyordu. İzmir’de Sahne Tozu Tiyatrosu’nun düzenlediği törende, üçüncü Bedia Muvahhit Tiyatro Ödülleri’ne olan katkısı hâlâ kalbimizde taşıdığı bir hatıra olarak duruyordu.

“Olduğu gibi” bir sanatçı olan Dormen, yıllar boyunca “Beyefendi” kimliğini sarsmadan taşıdı. 75’inci yılına yaklaşırken bile gençlik temposunu, zarif duruşunu ve işine olan coşkusunu korudu. Sanat yaşamını biçimlendiren yolculuğu küçük bir çocukluk anısından başlayıp Yale’de aldığı yöneticilik eğitimi, İstanbul’a dönüp Muhsin Ertuğrul ile çalışması ve Cep Tiyatrosu’nun kurulmasıyla ilerleyen uzun bir süreçti. Bu serüven, Dormen Tiyatrosu’nun 1957’de Küçük Sahne’de başlayan macerasına kadar uzanır.

Gülriz Sururi’nin parlak müzikal çıkışını sağlayan, Türk sahnelerindeki ilk Batılı müzikal olan “Sokak Kızı İrma” (1961) ile başlayan ve Dormen Tiyatrosu’nun 1972’deki ilk kapanışından sonra 1980’lerde yükselişe geçen bir yolculuk var. Egemen Bostancı yapımıyla sahneye çıkan Haldun Dormen, Melih Kibar imzalı eserler, Nevra Serezli ve Erol Evgin önderliğindeki ekiplerle sürdürdüğü çalışmalarla adını pek çok müzikalde duyurdu.

1984’teki İBBŞT’de sahnelenen, 30 yıllık bir aradan sonra yeniden yankı bulan “Lüküs Hayat” projesi, Dormen’in ikinci tiyatro dönemiyle birlikte toplumsal hafızaya kazındı. Onun yönetiminde sahnelenen sayısız oyun, yazarlık, uyarlama ve sahneleme işlerini kapsıyor; her biri, sevgiyle yoğrulmuş bir emek olarak öne çıkıyor. İçindeki çocuğu hiç yitirmemiş bir sanatçının, sahnelerin görsel-işitsel parıltısı içinde dahi sıcacık bir gülümseme yayıldığı bu eserler, onun estetik yaklaşımını tanımlıyor.

Haldun Dormen’in rejisinin özü, sahnede eğreti görünen teknikleri sergilemek yerine oyunun bir sonraki aşamasına zarifçe geçmeyi hedefleyen bir akış ve etkileşim tasarımıdır. Enerjisi sınırsızmış gibi görünür; ekibini bu doğrultuda yönlendirdi. 1998’de devlet sanatçısı unvanını alan Dormen, alçakgönüllü tavrını sürdürdü ve işini içten gelen bir tutku olarak sürdürdü. Yazar, yönetmen ve oyuncu olarak sahneye çıktığı gibi, akademide de ışık tutan bir anı ve düşünce kaynağı oldu.

“Sürç-ü Lisan Ettikse”, “Antrakt” ve “İkinci Perde” gibi eserlerinde anılarını paylaştı ve tiyatro öğrencilerine seslendi. Sinema dünyasında da iz bırakan çalışmaları arasında, 1970’lerin sonlarında TRT için çektiği “Unutulanlar” dizisi ve Afife Jale’nin adını her yıl tazelemeye yönelik çabaları öne çıkar. 1986-1993 aralığında Kemal Uzun ile birlikte hazırladığı “Kamera Arkası” programı, onun televizyon kariyerinin unutulmayan bir parçası olarak hatırlanır.

Gönüllerde yaşayan bu usta, sadece bir sanatçı olarak değil, toplumsal hafızamızın inşasında da önemli bir figürdü. Afife Tiyatro Ödülleri’nin motoru olan Dormen, Kantocu müzikalini Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahneledi ve “Güzel Bir Gün İçin” gibi filmlerde de yönetmenlik yaptı. 1975’te TRT için çektiği belgesel niteliğindeki “Unutulanlar” ve 1990’larda sürdürdüğü pek çok projeyle, tiyatromuza olan katkılarını derinleştirdi.

Bugün, Haldun Dormen’in mirası, yüksek kalitede üretkenlik ve farklı türleri bir araya getiren yaratıcı bir vizyon olarak hatırlanacak. Onun yolculuğu, sahnelerinde hissedilen sıcaklık ve insani dokuyla, sanat dünyasında efsaneleşen bir ad olarak kalacak. Ruhun huzur bulsun.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsiniz

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırmayın ve ücretsiz e-posta aboneliğinizi hemen başlatın.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Dönüşüm ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin