Bir yüzü gördüğünüzde hatırda kalan şey, sadece yüz hatları değildir; bakışın yönü ve dikkatin dağılımı da hayati rol oynar. Bilim insanları, bazı kişilerin yüzleri diğer çoğundan çok daha hızlı ve güvenilir şekilde tanıyabildiklerini saptıyor. Bu yeteneğe sahip olanlara ise bazen süper tanıyıcılar deniyor.
Araştırmalar, bir kişinin yüzüne odaklanırken elde ettiği görsel bilgiler ve bu bilgilerin nasıl organize edildiği üzerinde duruyor. Doğru yerde ve doğru sürede bakmak, yüzü öğrenme sürecinde hayati bir fark yaratıyor; bakışlarımızın yönü ve dikkatimizin dağıldığı alanlar, tanıma başarısını belirliyor.
Bu becerinin genetik temelleri olduğuna dair bulgular uzun zamandır desteklense de, kısa süreli eğitim ile sıradan birinin bu seviyeyle yarışması mümkün görünmüyor. Buna karşılık, adli yüz inceleme uzmanları yıllara yayılan eğitim ve mentorlukla benzer bir ustalık düzeyine ulaşabiliyor. Böylece yüz tanıma yeteneğinin iki ana türü ortaya koyulmuş oluyor: doğuştan gelenler ile çalışarak gelişenler arasında ayrım yapan bir çerçeve.
Süper tanıyıcılar varlığı yaklaşık iki on yıldır bilinse de bu yeteneğin altında yatan nörobilimsel mekanizmalar hâlâ netleşmeye çalışıyor. Son araştırmalar, bir yüzü öğrenme sürecinde bakış yönünün, dikkatin dağılımının ve elde edilen görsel bilginin kalitesinin tanıma başarısında belirleyici olduğunu gösteriyor.