Güncel dönemde üretim süreçlerinde köklü değişimler yaşanırken, ekonomik güç dengeleri ve toplumsal yaşam biçimleri de yeniden şekilleniyor. Koruyuculuk odaklı tedbirler, gümrük engelleri ve yerinde üretim anlayışları artış gösterirken, kritik tarım ve teknoloji ürünlerinin ihracatı da sıkı denetimlerle yönlendirilmekte. Batı’dan Doğu’ya kaydırılan küresel ağırlık, bazı ülkelerin kendi sanayilerini güçlendirme yönündeki kararlarını pekiştiriyor.
Bakan Kacır, bu tabloyu değerlendirirken, sanayi ve teknoloji kapasitesinin stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yenilikçi teknolojiler etrafında oluşan kapasite, uluslararası ticaret ve diplomaside yeni kuralların oluşumunda kilit rol oynuyor. Ülke olarak bu dönüşümü erken fark edip planlı sanayileşmeyi benimsemenin, katma değerli üretimi öne çıkararak AR-GE kültürünü özel sektörle bütünleştirmenin ve nitelikli iş gücüne yatırım yapmanın sonuçlarını gördüklerini ifade etti.
İmalat sanayimizin katma değeri son 23 yılda önemli ölçüde yükseldi. Bu süreçte, özellikle savunma ve sivil alanlarda bağımsızlık ve rekabet gücü güçlendi; dünya sahnesinde insansız hava araçları, ticari araçlar, güneş paneli ve diğer sektörlerde Avrupa’da lider konumlar elde edildi. Ayrıca alüminyum, düz cam, seramik gibi temel üretim alanlarında da önemli sıçramalar kaydedildi.
Yerli ve milli kapasitenin güçlendirilmesi yönündeki yolculuk sürüyor ve ihracat tarafında da büyüme devam ediyor. 276 milyar dolar seviyesine ulaşan yıllık ihracat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde verimliliği ön planda tutan, teknolojiyi üretimle buluşturan bir yaklaşımın sonucudur. Bölgesel istikrar ve güven ortamı içinde ülkemiz, yatırım, istihdam, üretim ve inovasyon odaklı bir kalkınma sürecini kararlı şekilde sürdürüyor. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda katma değerli üretim altyapısının güçlendirilmesiyle, teknolojinin üretim süreçlerine entegrasyonu için yeni destek ve teşvik paketleri hayata geçirildi.
İnsanoğlu sadece maddi büyümeyi ölçü olarak görmeyi bırakmalı diyerek, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı ile yüksek teknoloji odaklı projelere özel finansman olanakları sunulduğunu hatırlattı. Merkez Bankası iş birliğiyle hayata geçirilen bu program, 406 milyar liraya ulaşan yatırım hacmiyle 77 projeyi hızlandırdı. HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ise ölçek, kalite ve küresel değer zincirlerindeki etki açısından güçlü yatırımlar için cazip finansman imkanları sunuyor.
Bugüne kadar mobilite, güneş enerjisi, sağlık teknolojisi gibi alanlarda yatırımları teşvik eden program, geçtiğimiz yıl 4,4 milyar dolarlık destek imkanıyla veri merkezi, yapay zeka, kuantum altyapısı ve endüstriyel robot yatırımlarını hareketlendirdi. Bugün, yenilenebilir enerji ve yeşil dönüşüm odaklı politikalarla küresel rekabet için sürdürülebilir bir üretim modeli hedeflenmektedir.