Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi istatistikleri ve devlet kurumlarının açıklamaları doğrultusunda, bazı CHP milletvekillerinin İsrail ile ticaretin sürdüğüne dair iddiaları eleştirel bir bakışla değerlendirildi. Bu iddialar, karşı tarafa ait istatistiklere dayanarak tartışıldığı için, kamuoyunda farklı yorumlara yol açmıştır.
2 Mayıs 2024 itibarıyla alınan kararla, Türkiye’nin İsrail ile tüm ürün gruplarında ihracat, ithalat, serbest bölge ve transit ticaret durdurulmuş durumda. Bu kararın ardından gümrüklerde ve serbest bölgelerde ticaret işlemlerinin tamamen kısıtlandığı ve 2 Mayıs 2024’ten beri İsrail ile ticaretin sıfırlandığı belirtilmektedir. Gümrük sistemi şu anda kapalı konuma geçmiştir.
İhracat ve ithalat kayıtları, kamuya açık şekilde her ay Türkiye Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılıyor. Bu süreçte, Filistin ile ilgili durum ise farklı bir çerçevede ele alınmaktadır. Filistin halkının ihtiyaçları için yapılan sevkiyatlar, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığımızın kontrolünde ve yalnızca ithalatçı ile Filistin varışlı olduğunun teyit edilmesi halinde gerçekleşmektedir.
7 Haziran 2024 itibarıyla Filistin Hükümeti ile imzalanan resmi anlaşmanın gereği olarak bu ürünlerin yalnızca Filistin tarafından kullanılmasına yönelik bir çerçeve kurulmuştur. Filistin ile yapılan aylık ticaretin yaklaşık 50-60 milyon dolar civarında olduğu ve Filistin limanlarının sınırlı olması nedeniyle bazı durumlarda İsrail’in iki limanını kullanmak suretiyle ticaret yürütülmektedir. CHP’li milletvekillerinin bu gerçeği bilerek veya bilmeyerek yanlış yönlendirme yapma çabası içinde oldukları belirtilmektedir.
Türkiye, Gazze’ye yönelik insani ve ekonomik baskılarla bölgesel barış için çaba göstermeye devam ederken, 7 Ekim 2023 öncesindeki aylık ihracatından feragat edilmesiyle Filistin davasına destek verilmiştir. Bu süreçte, Türkiye’nin Gazze ve Filistin’e yönelik yardımları, hükümet ve milletin kararlı duruşuyla sürdürülmektedir. Türkiye’nin bu politikası, bazı kesimlerce yanlış anlaşılmaya açık olsa da, amacın Filistinli kardeşlerimizin yanında olmak olduğu vurgulanmaktadır.
Sonuç olarak, kamuya açık veriler ve resmi açıklamalar ışığında, ticaretin mevcut durumuna ilişkin hareket tarzlarının şeffaf bir biçimde sürdüğü ifade edilmektedir. Tartışmaların kaynağı, bazı beyanların gerçeğin ötesine taşınması ve algı yönetimi olgularıdır. Bu bağlamda, Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri ve Filistin konusundaki yaklaşımı, uluslararası kamuoyunda dikkatle izlenmektedir.