OSTİM Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen 21. KOBİ Zirvesi, birlikte hareket ederek büyük hedeflere odaklanan bir vizyon eşliğinde gerçekleştirildi. Konuşmalarında savunma sanayisinde ana yükleniciler ile KOBİ’lerin entegrasyonunun tedarik zincirlerini güçlendirdiğini ve teknolojik derinliği artırdığını vurgulayan konuşmacılar, sektörde 4 bini aşkın firmanın faaliyet gösterdiğini, 1400’ün üzerinde proje bulunduğunu ve 100 binden fazla doğrudan istihdam yaratıldığını paylaştılar. Sektörün cirosunun 20 milyar doların üzerinde olduğu ve yerlilik oranının yüzde 80’i aştığı bilgisi öne çıktı.
Görgün, savunma sanayisinin yalnızca ana yüklenicilerden ibaret olmadığını, tüm ekosistemin dinamikleriyle hareket ettiğini ifade etti. Tasarımdan seri üretime, AR-GE’den sanayileşmeye kadar her aşamada KOBİ’lerin görünürlüğünü ve etkinliğini artırmayı hedeflediklerini belirterek şöyle konuştu: “Sanayi katılımı hedeflerimiz doğrultusunda, ana sistemlerin kritik bileşenlerinin yerli imkanlarla geliştirilmesini teşvik ediyor, yan sanayi ve KOBİ payını büyütüyoruz; tasarım, üretim, entegrasyon ve test süreçlerini destekliyoruz.” Ayrıca, YETEN Portalı üzerinden dijital altyapı ile yetkinlikleri yönettiklerini anlatırken, yaklaşık 9 bin yerli ürün ve 4 binin üzerinde firma bilgisinin sisteme dahil olduğunu aktardı. 2024 ile 2025 yıllarında ise 62 firmanın bu desteklerden faydalanması öngörülüyor.
“DÜNYA ÜLKELERİ İÇİN ROL MODEL HALİNE GELDİ” ifadesiyle, Türkiye’nin savunma sanayisindeki ekosisteminin artık yalnızca ürünlerle sınırlı kalmayan bir model haline geldiğini belirten Görgün, ülkelerin arayışlarını şu sözlerle özetledi: “Know-how transferi ve kurumsal işleyiş modellerinin de talep edildiği bir konjonktürde, yakın gelecekte bu yönde sözleşmeler görebiliriz. Türk mühendislerine ve gençlere olan güven için bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyoruz.”
“GÜÇLÜ BİR SAVUNMA SANAYİSİ, GÜÇLÜ BİR KOBİ EKOSİSTEMİ DEMEKTİR” ifadesiyle HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, KOBİ’lerin kritik alt sistemlerin geliştirilmesi, ileri üretim teknolojileri, yazılım ve AR-GE konularında anahtar rol oynadığını vurguladı. Sürdürülebilir üretimin merek üzerindeki etkisini, ticari başarıdan çok stratejik ve teknolojik bağımsızlık olarak nitelendirdi. Nacar’a göre, yerlilik oranı birçok kritik sistemde %80’e kadar ulaşan Türk savunma sanayisi, sanayi altyapısının çevikliği ve ekosistemin gücü sayesinde savaş koşullarında dahi üretimin kesintisiz sürmesini sağlıyor. Bu çerçevede, mevcut işbirliklerinde KOBİ’lerle yürütülen tasarım, üretim ve entegrasyon süreçlerinin kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekildi.