Vergi Denetim Kurulu’nun yürüttüğü çalışmalar, lüks yaşamı sürdürebilmek için elde edilen gelirin resmi olarak beyan edilmemesi durumunda dikkat çekiyor. Şüpheli davranışlar, kamuya açık finansal kayıtların tek tek taranmasıyla belirleniyor ve harcamalar ile mevcut beyanların karşılaştırılmasıyla netleşiyor. Eğer harcamalar beyan edilen geliri önemli ölçüde aşıyorsa, denetim süreci hızla gündeme geliyor.
İki aşamalı bir inceleme yaklaşımı benimseniyor. İlk adımda risk analiziyle, lüks hayat süren ve son model araçlar ile pahalı tatiller gibi göstergelere sahip kişilerin finansal durumu inceleniyor. İkinci aşamada bu harcama verileri, resmi vergi beyannamesiyle ilişkilendirilerek değerlendirmeye ekleniyor. Eğer farklar belirgin derecede yüksekse, süreç alarma geçiriliyor.
16 bin 300 şüpheli rakamı, yüksek gelire sahip ancak bu geliri beyan etmeyen kişiler için kullanılıyor. Bu gruptan bazılarıyla temas kurularak tespitler aktarılıyor ve iki seçenek sunuluyor. Birincisi: gelir beyanını düzgün yapmak ve vergi matrahını uygun seviyeye çekmek. Bu yolda daha önce yaklaşık 10 bin kişinin gönüllü olarak beyanlarını düzelttiği ve toplamda 15 milyar liralık ek vergi matrahı ortaya çıktığı belirtiliyor. Pişmanlık hükümlerini kabul etmeyenler içinse gözetim süreciyle tam kapsamlı vergi incelemesi uygulanıyor; bu aşamada Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi ve KDV gibi vergiler kapsamlı biçimde taranıyor.
Riskli profillerin ilk sırasını şirket ortakları oluşturuyor. Büyük bir şirkette ortak olmasına rağmen gelirini ifade etmemeye eğilimli kişiler, kar payı dağıtımı yapmaktan kaçınan şirketlerle ilişkilendiriliyor. İkinci önemli profil ise kaynağı belirsiz lüks harcamaları yapanlar olarak belirleniyor. Çalışan olmayan, ancak varlıklarıyla öne çıkan bu kişilerin tapu kayıtları ve lüks araçları denetmenlerin radarında yer alıyor.