ASO’nun hazırladığı kapsamlı analiz, kilogram başına ihracat değerinin Türkiye için 1.57 dolar olduğunu, savunma ve havacılık sektöründe bu rakamın 65 dolara yükseldiğini gösteriyor; bu, önceki döneme kıyasla 44 kata varan bir artışı işaret ediyor. Ankara ve İstanbul’un 2025 yılında diğer illerden belirgin şekilde ayrıştığı, başkentin teknoloji üretiminde öne çıktığı, İstanbul’un ise ticari gelişimde liderliğini pekiştirdiği raporda vurgulanan başlıklar arasında yer alıyor. Ayrıca Kocaeli, Eskişehir, Bursa, İzmir ve Kayseri’nin güçlü sanayi altyapısına sahip oldukları, fakat teknoloji eşiklerinde zorlandıkları belirtiliyor.
İllerin teknolojik dönüşümünde en kritik engeller; fiber altyapı, geniş bant ve dijital erişim kalitesinin farklılıklar yaratması olarak gösteriliyor. Ankara’nın toplam ihracatı içinde yüksek teknoloji payının %13 seviyesinde olduğu ifade edilirken, raporun ana temasının savunma teknolojileri olduğuna dikkat çekiliyor. Türkiye’nin kilogram başına ihracat değeri 1.57 dolar olarak kaydedilirken, savunma ve havacılık sektöründe bu değerin 65 dolara yükseldiği açıklanıyor. Bu durum, inovasyon çıktıları ve savunma sanayi odaklı yetkinliklerle Türkiye’nin küresel alanda dikkat çeken bir aktör olduğuna işaret ediyor.
Savunmada elde edilen ilerlemelerin sivil endüstrilere transferi, otomotiv, sağlık ve enerji gibi sektörlerde yeni olanaklar yaratıyor ve bunun ülkenin orta gelir tuzağını aşmasında kritik bir rol oynayacağı öngörülüyor. Pandemi sürecinde yerli solunum cihazı üretimi ve batarya teknolojilerinin sivil araçlara entegrasyonu, bu yayılımın somut kanıtları arasında sayılıyor. Yapay zeka, otonom sistemler ve ileri malzeme teknolojileri gibi gelişmelerin ikili kullanımlı teknoloji merkezleriyle daha geniş tabana yayılması gerektiği raporda vurgulanıyor.
Yüzde 103 artış sayfasında, 2015-2019 ile 2020-2024 dönemlerinin karşılaştırılması, Türkiye’nin silah ihracatında %103’lük bir artış olduğunu, aynı dönemde ithalatın %33 azaldığını ortaya koyuyor. Bu değişim, Türkiye’yi dünyanın 11. büyük silah tedarikçisi konumuna taşıyarak stratejik bağımsızlık hedefini güçlendiriyor. 2024 yılında savunma ve havacılık sektörü ihracatının 6.7 milyar dolar ve toplam mal ihracatındaki payının %2.98 olduğu, 2025’in ilk 10 ayında ise payın %3.44’e yükseldiği belirtiliyor. Sektördeki yerlilik oranının %84’e çıkması, geniş tabanlı bir tedarik ekosisteminin oluşumunu teyit ediyor; motor gibi kritik alt sistemlerde bu oranın %90-95 seviyelerine ulaşması bekleniyor.
Dünya sıralamasında yükseliş başlığıyla paylaşılan verilere göre, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün aralık 2025 verileri, dünyanın en büyük 100 savunma sanayii şirketi sıralamasında Türkiye’nin beş firmayla temsil edilmesini, bu alanda tarihinin en yüksek sayısına ulaştığını gösteriyor. İlk 100’deki firmaların savunma gelirlerinin %5.9 arttığı ve Türkiye’nin gelirinin %11 büyüyerek 10.1 milyar dolar seviyesine yükseldiği ifade ediliyor. 2024 itibarıyla listedeki firmaların beş olması, Türkiye’nin dört bir yanda artan bir savunma sanayi kapasitesine sahip olduğunu kanıtlıyor. Küresel paydaki rekabet açısından bakıldığında Türkiye’nin gelir artış hızı bakımından liderler arasında yer aldığı vurgulanıyor.