Ülkenin savunma sanayisini milli ve özgün bir vizyonla güçlendirmek amacıyla düzenlenen 21. KOBİ Zirvesi OSTİM Teknik Üniversitesi’nde gerçekleşti. Konuşmalar, Türkiye’nin güvenlik mimarisini bağımsız ve dayanıklı kılma hedefini öne çıkardı. Kacır, bölgeyi saran tehdit çemberinin Türkiye’ye sirayet etmemesi için alınan kararlı tedbirlerden söz ederken, teknolojide başkalarının güvenlik modellerine bağımlı kalmanın uzun vadeli caydırıcılık sağlayamayacağını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde verilen bu sözün arkasında, milli üretim ve AR-GE odaklı bir strateji yer alıyor.
“1112 SAVUNMA SANAYİ YATIRIMINI TEŞVİK ETTİK” başlığı altında konuşan Kacır, yerli ürünlerin tedarikteki payının son 23 yılda önemli ölçüde yükseldiğini hatırlattı. Türkiye’nin savunma ürünleri ihracatında dünyanın en büyük 11 ülkesinden biri konumuna geldiğini vurgulayan Bakan, sektörde 4 bini aşkın şirketin, ar-ge çalışmaları için üniversite ve kurumlarla yakın iş birliği içinde çalıştığını kaydetti. Şahsî açıklamalarla, kamu kurumları, özel sektör ve üniversitelerin savunma yatırımlarını güçlendirmek için yürütülen çalışmalara değinen Kacır, 1112 savunma sanayi yatırımını teşvik edildiğini, 456 milyar lira tutarında yatırımın önünün açıldığını belirtti. 2002’den bu yana TÜBİTAK destekleriyle 2.142 savunma projesine ve 4.3 bin bilim insanı ile genç insana 64 milyar lira kaynak sağlandığına dikkat çekti.

Koca bir ekosistemin temellerinin, KOBİ’lerin yetkinlik ve kapasitesini güçlendirme arayışında atıldığını ifade eden Kacır, savunma sanayisinin bugün üretim çevikliği, teknolojik derinlik ve ihracat performansında öne çıkan çözümler geliştiren KOBİ’ler sayesinde büyüdüğünü vurguladı. KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, kapasitelerinin artırılması ve ikiz dönüşümlere hızlı adaptasyonları için KOSGEB kapsamındaki programların önemli olduğuna işaret etti.
DESTEK PROGRAMLARI ve YENİ FİKİRLER bölümünde, Kapasite Geliştirme Destek Programı ile üretimden pazarlamaya uzanan geniş kapsamlı çözümler sunulduğunu ifade eden Kacır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı finansman paketine değinerek emek yoğun sektörlerdeki işletmelere sağlanan desteklerden söz etti. Teknoloji Hamlesi programı ise AR-GE’den seri üretime uzanan bütünsel bir destek sunuyor; yenilikçi teknolojilerle savunma paradigmalarını dönüştürmeye odaklandıklarını belirtti. TÜBİTAK’in BiGG programı ile savunma girişimlerinin erken aşamada desteklendiğini, NATO İnovasyon Fonu’nun derin teknoloji girişimlerini uluslararası yatırım ağlarına taşıdığına vurgu yaptı.
Sanayi ve Teknoloji Kolejleri inşa etme vizyonunu paylaşan Kacır, savunma sanayisinin en değerli kaynağının insan olduğunu vurguladı. Gençleri bilim, teknoloji ve girişimcilik ile erken dönemde buluşturan programlardan yeni kariyer odakları çıktı. Gelecek dönemde, savunma sanayisinin ihtiyaçlarına uygun nitelikli iş gücünü yetiştirecek sanayi ve teknoloji kolejleri kurulacağını söyledi. Ana yüklenicilerle KOBİ’ler arasındaki iş birliğinin derinleşmesi gerektiğini, bu ilişkilerin savunma ekosisteminin yenilik üretme kapasitesini yükselteceğini ifade etti. Ayrıca, üretim kapasitesini artıran firmaların kalite standartlarını yükseltmesi ve ikiz dönüşüm süreçlerini hızlandırması için gerekli adımların sürdürüleceğini belirtti.
Kacır, ülkenin güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan kurumsal altyapıların güçlendirilmesi gerektiğini, nitelikli insan kaynağına, belgelendirmeye ve test- doğrulama yetkinliklerine odaklanmanın kritik olduğunu söyledi. Son olarak, yatırım yaptıkça ve özgün teknolojiler geliştirdikçe devletin teşvik ve altyapı desteğinin süreceğini, güçlü ana yükleniciler ile yetkin KOBİ’ler ve yenilikçi teknoloji girişimlerinin birleştiği bir savunma ekosistemiyle tam bağımsız Türkiye hedefinin güvence altına alınacağını vurguladı.