Otomotiv sektörü, küresel ekonominin yeniden şekillendiği ve tedarik zincirlerinin değişim gösterdiği bir dönemde Türkiye’nin yatırım, istihdam ve ihracat odaklı kalkınma yolculuğunda merkezi bir konumda yer almaya devam ediyor. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderliğinde hayata geçirilen yapısal reformlar ve yatırımlar, Türkiye’yi sanayi ve teknolojide daha rekabetçi bir üs haline getirdi.
Geçen 23 yılın dinamiklerinde ihracatın 36 milyar dolardan 273 milyar dolara yükselmesi, Türkiye’nin imalat sanayisinin küresel katma değer payını artırması gibi göstergeler, otomotiv sektörünün sergilediği güçlü performansla destekleniyor. Bu alanda yaklaşık 60 bin ana sanayi, 250 bini aşkın tedarik sanayi çalışanının bulunduğu geniş bir üretim ağı mevcut.
Elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların sektördeki payı kayda değer şekilde yükseldi ve AR-GE ile tasarım merkezleri, teknoparklar üzerinden sürdürülen projelerle inovasyon kapasitesine ivme kazandırdı. TÜBİTAK üzerinden otomotiv teknolojileri alanında yürütülen çalışmalar ve bu alanda çalışan bilim insanlarına sağlanan mali destekler, sektördeki Ar-Ge ekosisteminin güçlenmesine katkı sağladı.
Yatırım teşvikleriyle ana ve yan sanayi firmalarının büyüklüğü 1,2 trilyon liraya ulaşan 3 bin 760 proje için önünü açtı. Elektrikli araç satışları dünya genelinde hızla artarken, Türkiye’nin otomotiv pazarında bu teknolojik dönüşüm daha belirgin hale geldi. 2026’nın ilk iki ayında da ihracatta olumlu gelişmeler sürüyor ve bölgesel liderlik vizyonuyla hareket ediliyor.
Mobilite ekosistemine liderlik etme hedefiyle hareket eden Türkiye, Togg gibi milli markaların üretim süreçlerini güçlendirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bugüne kadar 93 binden fazla Togg aracı yollara çıkarmak ve ihracatta Avrupa pazarına taşıdığımız mühendislik gücümüzü pekiştirmek, bu stratejinin önemli göstergelerindendir.
Ülkeye değer katacak yatırımlar için tam destek programı kapsamında hızlı şarj altyapısının yaygınlaştırılmasıyla ülke genelinde hızlı şarj noktalarının sayısı büyük oranda artmıştır. Bugün yaklaşık 41 bin 500 şarj noktası ve 17 bin 800’ü hızlı şarj olmak üzere, kesintisiz ve güvenli bir şarj ağı kuruldu. Üreticilerin elektrikli ve hibrit araç yatırımlarını bu altyapı üzerinden daha da güçlendirmeleri teşvik edilmektedir. Bu çerçevede, sanayicilerin ülkeye değer katacak yatırımları için en üst düzeyde destek sunulmaya devam edecektir.
İhracat pazarlarımızdaki gelişmeleri yakından izliyoruz ve Türkiye’nin uluslararası konumunu güçlendirmek amacıyla HIT-30 programı kapsamındaki çağrıları otomotiv sanayisine özel olarak şekillendirdik. Elektrikli araçlar çağrısı, yıllık kapasite hedefiyle üretim ve Ar-Ge merkezi kurulumu için kapsamlı destekler içerirken, Batarya Üretimi Çağrısı ise hücre üretim kapasitesini ve ilgili malzeme üretimini kapsıyor. Bu yaklaşım, sanayinin üretim ve istihdam kapasitesini artırmayı hedefliyor.
Görülen hedefler doğrultusunda, küresel enerji ve ham madde dalgalanmalarının yarattığı belirsizlikleri yakından takip ediyor, AB düzenlemeleri ve küresel ticaret dinamikleri konusunda koordineli bir politik yaklaşımı sürdürme kararlılığımızı sürdürüyoruz. Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki kritik rolü hatırlatılarak, Gümrük Birliği kapsamındaki işbirliği ve entegrasyon artırılıyor.
Sonuç olarak, otomotiv sektörünün sürdürülebilir büyümesi için gerekli tüm önlemler alınmaya devam edilmekte; üretim gücü, teknoloji geliştirme kapasitesi ve uluslararası rekabetçilik hedefleri doğrultusunda adımlar kararlılıkla atılmaktadır.