Kiracının aylık ödemelerini aksatması, ev sahibi için adliyelerde uzun süren bir süreç olsa da İstanbul’dan gelen bir karar, bu süreci hızlandırdı. Esenyurt’taki taşınmaz için aylık 9.500 TL kira bedeliyle başlayan sözleşmede, kiracının ödemelerde gecikmesi üzerine yasal süreç başlatıldı ve icra yoluna gidildi.
Bir yıllık kira dönemi içinde iki defa haklı ihtar yapılmasıyla birlikte, konunun ilerleyen aşamasında tahliye davası dosyaya taşındı. İlk icra takibi 30 Eylül 2024 tarihinde tebliğ edilirken, borç 90.000 TL düzeyindeydi ve kira aylık olarak 22.500 TL olarak güncellenmişti. Kiracının ödemeyi taahhüt etmesiyle yeniden bir ödeme yapılmadı; borca itiraz da gelmedi ve takip sonuçlandı, hacizler uygulandı.
İkinci icra takibi ise Haziran ayı kira bedelinin ödenmemesi üzerine 2 Aralık 2024 tarihinde tebliğ edildi ve yine itirazsız hiçbir ödeme yapılmadı. Bu süreçte kritik bir gelişme, kira yılı boyunca iki haklı ihtarın uygulanmasıydı. Bu durum, Türk Borçlar Kanunu’nun 352/2. maddesi kapsamında 7 Şubat 2025 tarihinde tahliye davası açılmasına yol açtı.
Dava incelemesinde bilirkişiye başvuruldu ve rapor, sözleşmenin başlangıç tarihi olan 1 Şubat 2023 itibarıyla aylık bedelin 9.500 TL, yıllık toplam bedelin ise 114.000 TL olduğunu; kira ödemelerinin her ayın 1. ve 5. günleri arasında yapılması gerektiğini teyit etti. Raporda ayrıca, icra takiplerine konu edilen borçların ödenmediği açıkça görüldü.
İki haklı ihtar detayı, yasal ödeme sürelerinin geçirilmesi ve itirazın olmaması gibi unsurları bir araya getirerek ihtarların geçerliliğini ispatladı. Sonuç olarak mahkeme, iki haklı ihtar nedeniyle davayı kabul etti ve kira alacaklarının faiziyle birlikte ödenmesini, taşınmazın da tahliyesini kararlaştırdı. Karar 12 Şubat 2026 tarihinde kesinleşti. “İki haklı ihtar kuralı avantajlıdır” ifadesiyle, taraflar icra takibini kullanarak daha hızlı bir tahliye süreci yürütebiliyor ve adliye süreçleriyle zaman kaybetmiyorlar.