Çünkü bugün ABD’nin seçim altyapısı, savunmasız bir tabloya işaret ediyor. ABD Başkanı olarak öne sürülen iddialar, mevcut seçim mekanizmasının kritik zaaflarını ortaya koyduğunu savunuyor; söz konusu belgelerin hızla kamuya açık edilmesiyle, siber tehditler ve müdahalelere karşı ne kadar kırılgan olduğunun altını çizdiğini belirtti.
Çin’in 2020 yılından bu yana milyonlarca seçmen kaydını ele geçirdiğini ve bunun tarihteki en büyük seçim verisi ihlali olarak görüldüğünü iddia eden Trump, devlet kurumlarındaki bazı yapıların bu konuyu susturmaya çalıştığını ve bilgiyi küçümlediğini ileri sürdü. Çin hükümetiyle ilişkili olarak basın organlarını ve gazetecileri hedef alan finansal ödemelerden söz eden Trump, eldeki istihbarat kaynaklarına göre Çin’in Amerika’daki seçimlere müdahale kapsamında yasa dışı oy kullanma çabalarını bile kapsayacak nitelikte adımlar atabildiğini bildirdi.
İstihbarat teşkilatlarına, bu konuların nasıl ve neden saklandığını araştırmaları için çağrıda bulunan Trump, bazı görevli yakınlarını sorumluluklarına uygun biçimde hesap vermeye davet etti. Ardından gelen açıklamalarda, mevcut sistemi savunmanın zor olduğunu vurguladı ve güvenliğin artırılması gerektiğini belirtti; özellikle yüz milyonlarca ABD seçmen dosyasının yabancı aktörlerin eline geçme riski ve oy sayım süreçlerindeki siber tehditler konularını öne çıkaran ifadeler kullandı.
Görünen tablo, hâlâ seçmen bilgi güvenliğini sağlama konusunda ciddi bir çaba gerektiriyor. Trump bu noktada, seçimlerin adil ve güvenli bir zeminde sürdürülmesi için partiler üstü bir çözüm geliştirilmesi gerektiğini öne sürdü; Kasım ara seçimlerinin dürüst geçmesi adına, Kongre’nin aday oy kullanmada kimlik ibrazını zorunlu kılacak ve mektupla oy kullanımı sınırlayacak tasarıyı hızla ele alması gerektiğini vurguladı. Bu yönde ileri adımların hayata geçmesi, sistemi güçlendirmek amacıyla atılan adımlar arasında öne çıkan bir talep olarak kaydedildi.