Ortalama üç yetişkinden birinde görülen obstrüktif uyku apnesi (OSA), sadece uyku kalitesini bozmakla kalmaz; yıllar içinde kalp, beyin ve genel metabolik sağlık üzerinde derin izler bırakabiliyor. JAMA Neurology’de yayımlanan yeni bir çalışma, bu tehlikenin düşündüğümüzden daha geniş olduğunu gösteriyor. Tedavi edilmeyen uyku apnesinin Parkinson hastalığı riskini neredeyse iki katına çıkarma potansiyeli bulunuyor.
Oregon Health & Science University öncülüğündeki araştırmada, sağlık sistemi kayıtlarında tedavi görüyor olan 11 milyonun üzerindeki yetişkin incelendi. Araştırmanın bulgularına göre, katılımcıların yaklaşık %14’ünde uyku apnesi tanısı vardı ve bu gruptakilerin Parkinson’a yakalanma ihtimali, apnesi olmayanlara göre belirgin biçimde daha yüksekti. Yapılan analizler, beden kitle indeksi, kalp-damar hastalıkları ve psiko-til risk faktörleri gibi etkenleri dikkate alırken bu ilişkiyi korudu.
Parkinson’a yol açtığı kesinleşmiş değildir; ancak çalışma, uyku apnesi ile nörodejeneratif hastalıklar arasında kritik bir bağ olabileceğini düşündürüyor. Umuda dair haber ise tedaviyle geliyor: CPAP tedavisiyle bu riskin önemli ölçüde azaltılabileceği öne sürülüyor.
Uyku apnesi ve Parkinson arasındaki bağ Araştırmacılar, uyku apnesi konulan ve iki yıl içinde CPAP kullanmaya başlayan bireylerde Parkinson risminin anlamlı ölçüde düştüğünü gözlemledi. Bu, düzenli tedavinin beyin üzerindeki potansiyel uzun vadeli etkilerini hafifletebileceğini gösteriyor. Yazar Greg Scott şu açıklamayı yapıyor: “Uyku apnesi Parkinson olacak anlamına gelmez; ama risk oranını artırır; CPAP ise bu riski azaltır.”
Uyku apnesi uzun süredir kalp-damar hastalıkları, diyabet ve bilişsel gerileme gibi pek çok sorunla ilişkilendiriliyor. Yeni bulgular, bu hastalığın “sessiz ama sinsi” etkilerinin ne kadar derinlere uzandığını yeniden hatırlatıyor. Hem daha kaliteli uyku hem de uzun vadeli beyin sağlığı için apnenin erken teşhisi ve tedavisi her zamankinden daha hayati hale geliyor.