Berlin’de ikamet eden genç müzisyenlerin sayısı hızla artarken, kültürlerarası etkileşimler yeni işbirliklerini doğuruyor. Kubi Öztürk ve Sascha Kimel’in kurduğu HAFTW (Her Absence Fill The World) topluluğu bu akımı temsil edenlerden biri. Neukölln’in çok katmanlı dokusunda yeşeren bu proje, iki EP’nin ötesinde, yedi parçalık ve toplam süresi 27 dakika olan ilk uzunçalarını sunuyor. İngiltere kökenli etkiler taşıyan müzikleri, dili karışık bir mozaik gibi: Almanca ile İngilizce, kendi söz, beste ve yapımlarına dayanan bir yalınlık üzerinde yükseliyor. İkili, dinleyenleri ağır bir melankoli ve hipnotizm ile sarsıyor; sakin görünen yüzeyin altında tarihin ritimlerini ve duyguların derinliğini taşınıyor. Müzik, 1980’lerin ruhunu hissettirircesine bir nostaljiyle örülmüş ve This Mortal Coil, Cocteau Twins, Lush gibi toplulukların etkisini anımsatıyor.

CAN ARTSAN ‘SUYUN YÜZÜ’ 1992 doğumlu Mahir Can Küçük, sahne adıyla Can Artsan; Berklee’den vokal ana enstrümanı ile mezun olan Türkiye’deki ilk erkek vokalistlerden biri olarak biliniyor. Öğrencilik yıllarında Timur Selçuk’a olan bağı ve aynı dershaneden çıkmış olan eğitimci geçmişi, müzikal yolculuğunun temel taşlarını oluşturuyor. Amerika’da The Çay Party adlı topluluğu kuran sanatçı, Boston’daki sahnelerde kendini gösterirken, “Pamukkale Yolları” adlı projesiyle dinleyenlerinde dikkat çekmişti. Şimdi ise sekiz parçadan oluşan ve 32 dakika süren ilk albümü “Suyun Yüzü” ile dinleyiciyle buluşuyor.

Can Artsan, Erensu Ekmekciler, Alp Yalçın ile birlikte sözü, müziği ve düzenlemeleri üstlenen bir multi-enstrümentalist olarak öne çıkıyor. Albüm kayıtlarını iki odalı stüdyosunda tamamlayan sanatçı, insan sevgisi ve sakin bir içtenlikle duygu dünyasını yansıtıyor; dinleyiciye bu dünyayı net bir şekilde aktaran içten bir ifade kullanıyor. Şarkılarında şiirsel ve duygusal tonlar, nazik ve romantik bir atmosferle birleşiyor; nostalji ve kırılganlıkla harmanlanan bir ruh hâli yayıyor. Pop, soul ve pop-caz arasında gezinen parçalar, soft bir akış ve dinlendirici bir tempo sunuyorlar. Bu bağımsız çalışma, piyasa odaklı bir üretimden uzak, içsel bir yolculuğu kaydediyor.