CYMİN SAMAWATİE ‘TEMAS’ (İKİ MÜZİK)
Berlin’de yetişmiş, çağdaş müziğin sınırlarını genişleten, hem piyanist hem de şarkıcı kimliğiyle öne çıkan Cymin Samawatie, 2009 yılından itibaren ECM Record ile kurduğu güçlü ortaklıkla uluslararası arenada dikkat çekti. Ancak 2018 yılında İstanbul’un büyülü atmosferine adım attığında, burada kendisi gibi doğaçlama ve özgün müzik anlayışına sahip müzisyenlerle karşılaşması ve bu bağların zamanla derinleşmesi, onun müzik yolculuğunu yeni bir boyuta taşıdı. Bu yeni dönemde, İstanbul’un kültürel mozaiğinde doğaçlamanın özgür ve samimi ruhunu yansıtan, tamamı şehirde kaydedilen ve ikili doğaçlamalara dayanan bir albüm ortaya çıktı.
Cymin’in Şevket Akıncı ile ortak yapımcılığını üstlendiği, toplam 10 parçadan oluşan ve yaklaşık 41 dakika süren “Temas” adlı albüm, ikili müzik diyaloğunun içtenliğini ve spontane doğasını müzikseverlere sunuyor. Bu eser, sessizliğin ve sessizlikten doğan seslerin kültürlerarası bir buluşması olarak da okunabilir. Çağdaş müzik sahnesinin bugünü yansıtan bu albüm, aynı zamanda geleceğin müzik anlayışına dair ipuçları taşıyor; keşif ve yenilik potansiyeliyle zenginleştirilmiş, içsel dünyaların ve gizemlerin bir araya geldiği bir ses yolculuğu.
Provasız ve gerçek zamanlı kaydedilen bu albümde, Nazım Hikmet, Ömer Hayyam ve Yunus Emre’nin şiirleri, notalarla yeniden hayat buluyor. Bu çalışma, alışılmış terimlerin ötesinde, bilinmeyene doğru cesurca atılan bir adım, yankılanan sessiz bir çağrı ve keşif dolu bir ses macerası. Ses ve anlamın sınırlarını zorlayan bu proje, dinleyiciyi içsel ve dışsal dünyaların derinliklerine, sessizliğin gücüyle bir yolculuğa davet ediyor.

GÜLDEHAN AYSAN ‘XYZ’ (SCP)
Yaz akşamlarının serin ve sakin atmosferinde, ıslak toprak kokusu ve melankolik ezgilerle hafifçe tınısını duyuran Güldehan Aysan, müzik dünyasında kendine özgü bir yer edinmiş, kırmızı şarabı andıran, duygusal yoğunluğu yüksek bir sesle karşımıza çıkıyor. Günümüzün popüler akımlarına rağmen, onun müziği ayten Alpman’ın zarif ve içten tınılarını hatırlatırken, aynı zamanda özgün ve kendine has bir duruş sergiliyor.
İlk EP’si “XYZ”, toplamda altı parçadan oluşan kısa ve etkileyici bir çalışma olarak, dinleyicilere farklı bir müzik deneyimi sunuyor. Bu albümde, Gershwin’in unutulmaz standartları “The Man I Love” ve “Summertime” ile birlikte, Chat Gierlack’ın “Sunshine of Love” ve Burt Bacharach’ın “Raindrops Keep Falling” eserleri yeniden yorumlanmış. Ayrıca, Güldehan’ın kendi kaleminden çıkan ve Türkçe sözlerle bezeli “Çok Geç” adlı şarkı, onun müzik yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.
Müzik sahnesinde pek sık rastlanmayan bu isim, geçmişte sadece birkaç single ile adını duyurmuş olsa da, prodüktör Sabih Cangil önderliğinde yaptığı çalışmalarla dikkat çekiyor. Gitar, bas, klavye ve kayıtta uzman isimlerin katkısıyla ortaya çıkan bu albüm, onun müzikle kurduğu samimi bağın ve özgün duruşunun bir göstergesi. 1975 doğumlu olan Güldehan, lise yıllarında Okan ve Leyla Demiriş’ten aldığı eğitimle müzikle tanışmış, aynı zamanda sinema ve televizyon eğitimi de almış. Günümüzde ise hem çevirmenlik hem de kitap dünyasında tanınıyor, ancak müzik tutkusunu da yaşatmaya devam ediyor. Yakında müzikle ilgili yeni projelerle sahnede ve stüdyoda karşılaşmak mümkün olacak.
