Antalya’nın Kadim merkezi Kaleiçi’nde, uzun yıllardır Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden kiralanan bir iş yeri olarak sürdürülen Balıkpazarı Burcu’nun geçmişi, Helenistik çağdan Osmanlı’ya uzanan zengin bir katmanlar bütünüyle yoğrulur. Şehrin ilk yerleşim merkezi olarak nitelendirilen bu burç, birçok medeniyetin izlerini taşıyan bir simge konumundadır. Son dönemde ise duvarlara yapılan klima montajı nedeniyle bazı tahribatlar tespit edildi ve bu durum, yapının korunmasıyla ilgili geniş çaplı bir tartışmayı tetikledi. Vatandaşların Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yönelen şikayeti, olayın gün yüzüne çıkmasına yol açtı. Şikayette, burcun taş duvarları üzerine dış ünite takılması ve taşlarda delinme işlemlerinin kabul edilemez olduğu ifade edildi; bu hususta gerekli işlemlerin yapılması ve zararın giderilmesi talep edildi.

Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun açıklamaları, olayla ilgili başvuru veya izin talebinin olmadığı yönünde oldu. İncelenen durumda, klima tesisatı için duvarın iç içe geçmiş kablo kanallarıyla delinerek bağlantı kurulduğu ve dış ünitenin taş duvara metal ayaklar üzerinden sabitlendiği tespit edildi. Uzmanlar, bu uygulamanın tarihi dokuyu ve taşıyıcı yapıyı geri dönülmez biçimde etkileyebileceği konusunda uyarıda bulundu.

Tarihi Bağlam ve Kentin Merkezi Konumu Balıkpazarı Burcu, dört tarafı açık konumuyla Kaleiçi’nin merkezine denk düşen önemli bir yapı olarak öne çıkar. Dr. Mahmut Demir’in çalışmalarına göre, Alaeddin Keykubad’ın 1226 yılında tahkim ettirdiği bu burç, su hattı üzerinde konumlanan kilit bir nokta olup kentin simgesel unsurlarından biridir. Demir, burcun Helenistik dönemde temellerinin atıldığını ve Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler ile Osmanlı dönemlerinde de çeşitli onarımlar görerek günümüze kadar ulaştığını belirtir.

Bir Dönemin Kapısı ve Korunması Gereken Sembol Burcun batı cephesinde yer alan kitabe oyukları, Alaeddin Keykubad dönemiyle ilişkilendirilen yazıtlar içerir. Hicri 622 ve Miladi 1226 tarihleriyle bağlantılı olan bu kitabe, Antalya’yı yansıtan ve medeniyetler arasında köprü kuran nadir yapılar arasındadır. Demir, Balıkpazarı Burcu’nun, Üç Kapılar, Yivli Minare ve Celaleddin Karatay gibi merkezi simgelerle kıyaslanabilecek derecede önemli olduğunu vurgular. Bu bağlamda burç, yalnızca bir savunma yapısı olmayıp, toplumsal hafızanın da taşıyıcısı olarak görülmelidir.
Gözümüz Gibi Bakılmalı Demir ayrıca burcun yanındaki kapıların mekânsal geçişleri sağlayan eski bir geçiş olduğuna işaret ederek, bölgenin çok katmanlı tarihsel dinamiklerine dikkat çekti. Günümüze ulaşan surlar arasında en belirgin olanlarının dâhili ve dış kapılar bağlamında pek çok döneme tanıklık ettiği ifade edilir. Bu bağlamda, Balıkpazarı Burcu’nun merkezi konumu ve tarihsel önemi, koruma ve restorasyon çalışmalarında ana referans olarak değerlendirilmelidir. (DHA)