Bir yönetmenlik macerası olarak görülen bu çalışma, Thomas Pynchon’ın edebi irili ufaklı parçalarıyla ilişkilendirilen son filminin izini sürüyor. Savaş Üstüne Savaş, geçmişin radikal mücadelelerini 1960’ların karanlığından günümüz Amerika’sına taşıyarak, izleyenine hem tarihsel hem de toplumsal bir gerginlik sunuyor. Yönetmen, bellekyle güncelliği bir araya getirirken Cezayir Savaşı belgeseli, Black Lives Matter hareketi ve Gil Scott-Heron ile Junglepussy’nin referanslarını ustaca kullanıyor; bu referanslar üzerinden göçmenler, ırkçılık ve devletin sert önlemleri arasındaki kırılmaları işliyorlar.
Film, ABD-Meksika sınırında tutulan göçmenlere müdahale eden devrimci bir grubun baskın planını merkezine alır. Perfidia’nın önderliğindeki ekip, göçmenleri özgürleştirmek adına bir dizi eyleme girişir; Pat’in bombacı tutumu ağı etkili olarak sahneyi belirler. Büyük operasyonla tüm göçmenler kurtarılır ve kampın ırkçı yüzbaşı Steven, Perfidia’nın aşağıladığı bir anın tanığı haline gelir. Ardından Fransız 75’inin sesleriyle süzülen eylemler devam eder; Pat ile Perfidia’nın kızları Willa dünyaya gelir. Ancak Perfidia yakalanır ve Steven tarafından koruma altına alınmasına karşın, genç kadın sonuçta Meksika’ya kaçar.
On altı yıl sonrasında Pat yalnız kalır; kızını büyütmek için mücadele eder ve Albaylığa terfi eden Steven, intikam hırsını taşıyarak baba-kızın peşine düşer. Pat’in yaşadığı içsel çöküşler, esrar ve alkolle kurduğu bağı güçlendirir; Amerika, beyaz üstünlüğü yanlısı elitlerin şiddetiyle, sınır dışı etme politikalarının vahşetiyle ve gençlerin karanlık gelecek tasavvurlarıyla sarsılır. Yönetmen, bu sarsıntıyı komedi, gerilim, aksiyon ve melankolik dram ögelerini ustalıkla harmanlayarak sunar.
“Özgürlük korkusuz olmaktır” sözleri, hikâye boyunca sol akımlar ile beyaz üstünlükçülüğün çatışmasını sahneye taşır. Askeriyenin ve devletin gücü, göçmenlere yönelik insanlık dışı davranışları ve gençlerin travmalarını edinmesi gibi temalar, esnek bir anlatı diliyle işlenir. Bu anlatı, kapitalist ve politik baskıların parçalanmış bir Amerika’nın mirası olarak gelecek kuşaklara nasıl aktarıldığını irdeler.
Willa’nın dövüş sanatı ustası Sensei’nin “Özgürlük, korkusuzluk demektir” sözleri, karakterlerin içsel direncini simgeler. Jonny Greenwood’un müziği, film boyunca duygu akışını derinleştiren bir arka plan oluşturur. Vista Vision ile elde edilen görsel derinlik, yakın planlar ve otoyol sahnelerinde olağanüstü bir atmosfer yaratır. Bu sinematik dokunuş, Trump’un politik tasvirini alaycı ve duygusal bir tonla ele alarak, kaos içindeki bir ulusun portresini çizer.
Oyuncu kadrosunda Leonardo DiCaprio ve Sean Penn’in performansları öne çıkarken, Regina Hall, Benicio del Toro, Teyana Taylor ve Chase Infiniti gibi isimler de eserin zenginliğini artırır. Savaş Üstüne Savaş, bu hafta filmi olarak seyirciyle buluşur ve politik-gerilimli bir sinema deneyimi olarak öne çıkar.