1. Haberler
  2. Sanattan
  3. Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Biz Radyoyu Çok Sevdik Belgeseli: Dünden Bugüne Aynayı Tutan Haliyle Darbeciler Kadın Sesi İstemiyor

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Biz Radyoyu Çok Sevdik Belgeseli: Dünden Bugüne Aynayı Tutan Haliyle Darbeciler Kadın Sesi İstemiyor

featured

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun 1964 imanıyla sahne aldığı günler, radyo yayıncılığının ülke damarlarına işlediği, teknolojik bir dönüm noktası olarak akıllarda yer etmişti. O dönem sınavlarıyla süzülen yüzlerce aday arasından yalnızca belirli aşamaları aşanlar kuruma adım atabiliyordu; her adım, yeni bir ileti ve toplumsal hareketin de habercisi oluyordu. Radyolar köy köy ziyaretler yaparken, bir yürekten başka bir yüreğe uzanan mesajlar büyüyordu; mektuplar, TRT’nin kapılarına çuvallarla taşınıyordu. Bu süreçte, spiker ve prodüktörler arasında önemli sayıdaki kadın, kapanan kapıların arkasında bile pes etmeyerek mesleklerine bağlı kalmayı başardı.

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Biz Radyoyu Çok Sevdik Belgeseli: Dünden Bugüne Aynayı Tutan Haliyle Darbeciler Kadın Sesi İstemiyor

“Biz Radyoyu Çok Sevdik” adlı belgesel, özel arşivlerden gelen kayıtları güncel söyleşilerle bir araya getirerek, TRT’nin çeşitli dönemlerinde çalışmış bu kadınların seslerini bir araya getirir. Özellikle 1970’li yıllarda görev yapmış radyocu kadınların deneyimlerini derinlemesine biçimlendiren bu çalışma, Türkiye’nin bir kitle iletişim aracı olarak radyonun kapılarını araladığı dönemin portresini çiziyor. Gösterimi Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde izleyicilerin duygularını derinleştiren bu film, sahnede konuşan eski radyocuların ortak kanaatine dayanıyor: “O zamanlar iyi günlerimizmiş.”

O dönemde hamile halleriyle, bebekleriyle sürgün edilen kadınlar, görev yerleri değiştirilip radyo yayıncılığından “bayındırlığa” yönlendirilmişlerdi; yıllar süren mücadelelerinin sonunda bile kendi işlerine dönmeyi başaranlar oldu. Bugün dahi kurumlarda hâlâ adaletsizliğe karşı yoğrulan sesler yükseliyor ve onları destekleyenler var. ÇENGEL/ENGELS belgeselde ayrıntılı olarak ele alınıyor: Televizyonda kadın sesi istenmediği için radyoculuk yapan, büyük sanatçılara sansür uygulanmasına tanık olan bu kadınlar, hatta “Ordu’nun dereleri” türküsünün sakıncalı bulunduğunu görmüşlerdi.

“Yaşam” kelimesinin üstünün çizildiği, yerine “hayat” denmesi gerektiği, “sözcük” yerine “kelime” tercihinin zorla benimsetildiği uzunca bir sansür listesinin varlığı, bu kadınların günbegün karşılaştıkları sansüre küçük ama zekice tepkiler vermelerini sağladı. 1980 darbesinden sonra “Darbeciler kadın sesi istemiyor” diye sürgünler çoğaldı; bir radyocu şöyle gülümseyerek anlatır: “Çengel diyemeyiz çünkü Engels olarak anlaşılır diye korkuyorlardı.” Ancak yılmadan, örgütlenerek TRT’nin özerk kalması uğruna çalışmayı sürdürdüler.

Belgeselde TRT arşiv görüntüleri yerine kişisel arşivler öne çıkıyor; çünkü TRT, eski çalışanlarının kendi programlarının kullanımına ilişkin yüksek telif bedelleri talep etmişti. Bu çalışma, Türkiye Tarihinde Kadın Radyocular başlıklı sözlü tarih projesinin bir dönüm noktası olarak ortaya çıktı ve ilerleyen yıllarda dijital platformlarda da görünürlüğünü sürdürecek bir köprü kurdu. Yönetmenler Nazan Haydari, Özden Cankaya ve Cem Hakverdi; projede yer alan isimler ise Aylin Özmenek’ten Şebnem Savaşçı’ya uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsiniz

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırmayın ve ücretsiz e-posta aboneliğinizi hemen başlatın.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Dönüşüm ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin