Ayasofya’daki restorasyon çalışmalarında ağır tonajlı araçların içeri alınması gündemi meşgul etmeye devam ediyor; uzmanlar bu tercihi sert biçimde eleştiriyor. Bilim kurulunda arkeolog olmaması da tartışmanın merkezinde yer alıyor ve yetkin isimler açıklamalarını sürdürüyorlar.
Çevrimiçi ve basın toplantılarında Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un yaptığı açıklamalarla konu gündemde kalırken, Ayasofya’daki çalışmalarda bilimin seferberliğinden söz ediliyor; özgün yapının korunması için titiz bir yaklaşım benimsendiği ifade ediliyor. Ersoy’un bilim kurulunu kamuoyu ile paylaşması, tartışmaların daha da alevlenmesine yol açtı.

İddialar ve karşı sorular Nezih Başgelen ile mimar Serhat Şahin, Bakan’ın açıklamaları sonrası gazeteye konuştu ve görsel animasyonlarda gördüğümüz devasa çelik konstrüksiyonun kubbe kasnağı düzeyinde yalnızca geçici bir platform olarak mı tasarlandığını sorguladı. Şahin, yüklenicinin kar amacı güdmesinin bu uygulamaya yansıdığı yönündeki eleştirisini dile getirdi ve deprem güçlendirme amacıyla dış yüzeyde kurşun kaplamaların kaldırılarak yenilendiği iddialarını da mercek altına aldı. Ayrıca iç yüzeydeki mozaiklerin korunması amacıyla kubbe üzerinde kurulan geçici örtünün, rüzgâr etkisiyle oluşan kuvvetler ve kubbe ile olan bütünleşme hesaplarının hangi verilerle desteklendiğini sorguladı. Hesaplar yapıldı mı? Sorusu, kubbenin üzerindeki çelik konstrüksiyon ile içteki dört ayak arasında kurulacak uyumun nasıl sağlandığına dair belirsizlikleri ortaya koyuyor. Bakanlık ise stabil ve hareketli yükler için metrekare başına 25 ton gibi bir sınır belirlediğini; Ayasofya zemininin 30 ton yük taşıyacak şekilde planlandığını belirtirken, temel sorunun mermer zeminlerin zamanla değişen mekanik özellikleri olduğuna dikkat çekiliyor.
Şeffaflık talebi Analiz raporlarının ve kararların kamuoyuyla ayrıntılı olarak paylaşılmaması, süreçte güven kaybını büyütüyor. Uzmanlar, çevrimiçi ve basın kanallarıyla yapılan bilgilendirmelerin, bilimsel tartışmayı engelsiz kılacak şekilde düzenli ve kapsamlı olması gerektiğini savunuyorlar. Evrensel miras söz konusu olduğunda her adımın hesaplanabilir ve kamuya açık olması gerektiğini vurguluyorlar.
Bağlamın kaydı ve istifa Ayasofya Bilim Kurulu’nun üyelerinin kimlikleri ve rolleri yıllardır merak konusuydu. Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’in yaklaşık bir yıl önce istifa ettiği bilgisi paylaşıldı ve bu durum, bilimsel bağımsızlık ile katılımın ne derece sağlandığı sorularını güçlendirdi. Arkeolojik bakış açısından Ayasofya’nın önemi ve projenin bu bağlamda nasıl değerlendirildiği ise, uzmanlar tarafından sürekli olarak hatırlatılıyor; zira İstanbul’un sur içi arkeolojisi, Ayasofya ile olan bağını göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek olarak konumlandırılıyor.
Notr-Dam’e atıfla Ressam Ahmet Güneştekin’in paylaşımı da tartışmaları bir adım öteye taşıdı: farklı küresel sitelerin restorasyon pratiğiyle karşılaştırmalar yapılarak, yüksek tonajlı ekipman kullanımının kültürel mirasa uygunluğu üzerine uzun ve çarpıcı açıklamalar geldi. Güneştekin, farklı yapıların restorasyonları için benimsenen yaklaşımların, koruma biliminin evrensel ilkeleriyle uyumlu olması gerektiğini vurguladı.