Sinema tarihinin ağır yükü kolay taşınmaz; yine de taşıması gereklidir. Yedinci sanat bugün 130 yaşında ve Venedik Film Festivali’nin kökleri Lido Adası’nda, yaklaşık bir asır önce atılmıştır. Kültürün ve mekânın aynı kalışı içinde, otellerde bile eski zamanlardan izler sürer; makyaj tazelemesi yalnızca yüzeyleri değiştirmektedir. La Grazia, bu ağır yükü ufuk açıcı bir bakışla ele almanın sorumluluğunu hatırlatır. Onur ödüllerinin belirlenmesi, Altın Aslan adaylarını seçmekten bile daha zor bir uğraş haline gelmiş durumda.
Bu akşam, 82’nci Venedik Film Festivali’nin açılışını yapan programda iki özel konuğunu görüyoruz: 1990’ların başından beri kamera karşısından çekilmiş olan efsane Hollywood yıldızı Kim Novak ve yaratıcı Alman sinemasının çılgın dehası Werner Herzog. Herzog, bu gece ödülünü Francis Ford Coppola’nın elinden alacak; Novak ise yakın gelecekte sahneye çıkacak.
Origin ve Yapay Zeka Temasının Öyleki Yansımaları
Resmi açılışın bir gün öncesinde gerçekleştirilen geleneksel ön açılış gecesinde iki film birden dünya prömiyerine çıkıyor. İlk olarak, Fransız fotoğrafçı ve yönetmen Yann Arthus-Bertrand’ın çevreci odaklı çalışması Origin uzun metraj olarak izleyiciyle buluşuyor. Arthus-Bertrand, Human (2015) ve Woman (2019) ile festival ekranlarında yer alırken, bu kez Yapay Zekâ, Doğal Zekâ ve Kolektif Zekâ temalarını merkezine alan kısa bir tanıtım çalışması için özel bir sürümle Venedik Mimarlık Bienali’nde de izleyiciyle buluşuyor. Bienalin temasını oluşturan bu zemin, güncelliği ve tartışmalı doğasıyla dikkat çekmektedir.

Gecenin diğer sürprizi, Erich von Stroheim’ın başyapıtlarından Queen Kelly (1929) filminin yenilenmiş kopyasının gösterimi. Böylece geçmiş ile günümüz arasındaki köprü kurulur ve bu çift ön açılış, bilincin sorumluluğunu somut bir sinematografik deneyimle yansıtmayı amaçlar.
Şu anki tabloya bakıldığında 21 Altın Aslan adayı bulunuyor. Jüride; Alexandre Payne başkanlığındaki ekibin bir parçası olan Fransız Stéphane Brizé, İtalyan Maura Delpero, Romanyalı Cristian Mungiu, İranlı Mohammad Rasoulof ve Brezilyalı Fernanda Torres gibi isimler yer almakta. Bu çeşitlilik, 6 Eylül akşamı sanatın yaratıcı gücünün ön planda olacağını haber verir. E la nave va (Ve gemi gidiyor) deyimiyle bu çaba, bir yandan polemiklerle anılan yapıcı bir tartışmayı da temsil ediyor.
