Bir enfeksiyon hastalıkları uzmanı olarak Dr. Songül Özer, HIV ve AIDS konusundaki mevcut tabloya dikkat çekti. Türkiye’de son yıllarda görülen artışa vurgu yapan uzman, dünya genelinde genç kadınlarda HIV oranlarının genç erkeklere göre yüksek seyrettiğini belirtti ve Türkiye’nin düşük yayılım grubunda bulunmasına rağmen son 10 yılda enfeksiyonlarda kayda değer bir artış yaşandığını ifade etti. Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı verilerine göre 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 38,4 milyon insan HIV ile yaşıyor; bu grubun yarısından fazlasını ise kadınlar oluşturuyor. Türkiye özelinde ise 7 Kasım 2024 itibarıyla HIV pozitif kişi sayısı 45 bin 835 ve AIDS vakası 2 bin 438 olarak kayıtlara geçti. Vakaların yaklaşık dörtte biri ise kadınlardan oluşuyor ve toplumda HIV hakkında doğru bilgilerin yaygın olmadığına işaret edildi.
BULAŞ YOLLARI VE YANLIŞLAR Enfeksiyonun ana bulaş yolu korunmasız cinsel ilişkidir ve kan yoluyla, ortak enjeksiyon kullanımında veya anneden bebeğe geçiş dönemlerinde bulaşma da mümkündür. Tokalaşma, sarılma, aynı tuvalet veya havuz gibi ortamlarda HIV’nin bulaştırmayacağı vurgulandı. HIV için en sık karşılaşılan yanlışlar arasında bu tür temasların bulaştıracağı yönündeki yanlış inançlar yer alıyor.
BELİRTİLER, TANİ VE TEDAVİ Enfeksiyon başlangıçta belirti vermeyebilir; bazı kişilerde grip benzeri bulgular görülebilir. İlerleyen süreçte kilo kaybı, uzun süren ateş, gece terlemesi, ağız içinde plaklar ve sık enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Tanı konulurken öncelikle ELISA testi kullanılır; pozitif sonuçlar Western Blot ile doğrulanır. Günümüzde antiretroviral tedaviler sayesinde hastalığın kontrol altına alınması mümkündür ve düzenli tedaviyle yaşam süresi sağlıklı bireylere yaklaşabilir.
GEBELİKTE HIV YÖNETİMİ HIV pozitif olmak gebeliğe engel değildir; viral yük baskılandığında anneden bebeğe bulaş riski %1–2’ye kadar indirilebilir. Düzenli tedavi, elektif sezaryen seçeneği ve emzirmeden kaçınma ile bulaşma önemli ölçüde azaltılabilir. HIV’in etkili tedavilerle kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğu hatırlatılarak, doğru bilgiye erişimin ve erken tanının halk sağlığı açısından kritik olduğu vurgulanıyor.