Ankara’da devam eden Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) 61. Ulusal Psikiyatri Kongresi kapsamında, güncel ruh sağlığı konularını ele alan bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Kongre, bu yıl ana tema olarak “Bireyden Topluma Koruyucu Ruh Sağlığı ve Eşit, Ulaşılıabilir Tedavi” ifadesini benimsemiş durumda. Ülke ve dünya gündemindeki kilit başlıklar, kongre süresince TPD yetkilileri tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.
Toplantıda TPD Genel Başkanı Prof. Dr. Serap Erdoğan Taycan başkanlığında, İkinci Başkan Prof. Dr Ejder Akgün Yıldırım, sayman Doç. Dr Gülin Özdamar Ünal, Eğitim Sekreteri Uz. Dr. Uğur Çıkrıkçılı, Örgütlenme Sekreteri Uz. Dr Şahut Duran, Genel Sekreter Dr. Gülsüm Zuhal Kamış ve MYK Asistan hekim sekreteri Asistan Dr. Alperen Yıldız söz aldı.
Gazze, Suriye ve Hemen Şu Anki Krizlerin Ruh Sağlığına Etkisi başlığıyla konuşan Taycan, yeterli müdahalenin gösterilememesinin yalnızca ihtiyaç sahiplerini mesuliyet altında bırakmadığını, aynı zamanda toplumun güvenli gelecek algısını da zedelediğini belirtti. “Travmanın ani etkileriyle birlikte uzun vadeli sonuçlar, nesiller boyunca ruhsal sorunlara kapı aralayabilir. Dünya genelinde yaşanan çatışmaların yarattığı ağır tablolar, insanlığın ortak hafızasında ve ruhsal dünyasında derin izler bırakıyor” dedi.
Ruh Sağlığı ve İnsan Hakları konusunda konuşan Yıldırım ise ruh sağlığının temel bir insan hakkı olduğunu vurguladı. “Ruhsal sağlık yalnız tedaviyle sınırlı kalmamalı; önleyici, koruyucu ve geliştirici hizmetler de hayata geçmelidir. Toplumun güvenli ve eşit bir şekilde yaşaması için koruyucu ruh sağlığı programları hayata geçirilmelidir. Örneğin çocuk işçiler olmamalı, kadınlar korunmalı ve kimlik temellli ayrımcılık engellenmelidir” ifadelerini kullandı.
İlaç Erişimi ve Sistemik Riskler konusunda açıklama yapan sayman Ünal, birçok ilacın eczanelerde bulunmamasının tedavi süreçlerini aksattığını ve hastaların ruhsal dengesini bozduğunu söyledi. Piyasadaki ilaç yokluklarının hekimleri uygun olmayan alternatiflere yönlendirmesi, tedavinin etkinliğini azaltarak sağlık sistemi için önemli bir risk oluşturuyor.
Manevi Danışmanlık ve Ruh Sağlığı Hizmetleri alanında Çıkrıkçılı, manevi danışmanlık uygulamalarının ruh sağlığı sisteminden ayrıştırılması gerektiğini belirtti. “Laik, bilimsel ve etik temellerden ayrıştırabilecek her tür girişime karşı duruyoruz. Toplum sağlığını korumak adına manevi danışmanlık adı altında yürütülen uygulamaların sonlandırılması gerekir” dedi.
Hekimlik Pratikleri ve Özgür Çalışma Hakkı konusuna değinen Duran, muayenehanelerdeki çalışan hekimlerin karşılaştığı idari ve mali baskıların mesleki motivasyonu ve nitelikli ruh sağlığı hizmetine erişimi olumsuz etkilediğini belirtti. Özel muayenehane modelinin Türkiye sağlık sistemi için önemli bir yapı olduğunun altını çizen Duran, ağır yükümlülükler ve denetim baskılarının sorunu derinleştirdiğini ifade etti.
Cinsel Kimlik ve Toplumsal Adalet başlığıyla konuşan Kamış, toplumsal barış ve ruhsal iyiliğin, herkesin eşit ve onurlu biçimde yaşayabildiği bir toplumda mümkün olduğunu söyledi. Bilim, adalet ve insan hakları perspektifinde cinsel kimlik temelli ayrımcılığa karşı durulduğunu vurguladı.
Ruh Sağlığı Yasa Tasarısı konusunda konuşan Yıldız ise toplumsal şiddet ve özellikle çocuklar üzerindeki risklere dikkat çekti. Kadınların ve çocukların maruz kaldığı şiddetin insanlık için bir kötülük olduğunu vurgulayan Yıldız, Ruh Sağlığı Yasası’nın gecikmeksizin hayata geçirilmesi gerektiğini ve İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere mevcut yasal düzenlemelerin uygulanması gerektiğini bildirdi.